menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ali Fuad Başgil ve Gençlik Tasavvuru

9 0
15.04.2026

Bugün, Türk siyasetinde iz bırakmış olan, Samsun’umuzun simge şahsiyetlerinden Ord. Prof. Dr. Ali Fuad Başgil’in vefatının 59. yıl dönümü. Kendisini rahmetle anıyorum. Başgil, 1893 yılında Çarşamba İlçesinde doğmuş ve ilkokulu burada bitirmiştir. Daha sonra lise öğrenimi için gittiği İstanbul’da 1. Cihan Harbi nedeniyle öğrenimine arar verir ve dört yıl Kafkas Cephesinde düşmana karşı savaşır, gazi olur. Savaş sonrası muhtemelen devlet tarafından Fransa’ya gönderilir. Orada yarım kalan lise öğrenimini tamamladıktan sonra Grenoble Üniversitesinde Hukuk tahsiline başlar ve burayı birincilikle bitirir. Başgil, Fransa’da kaldığı süre içerisinde Felsefe tahsiliyle beraber Hukuk doktorasını da tamamlar. Türkiye’ye döndükten sonra Ankara ve İstanbul Üniversitelerinde hocalık yapar. Kısa bir dönem bağımsız kalan Hatay Devletinin Anayasasını hazırlar. Başgil’in siyasete aktif olarak katılması 1961 seçimlerinde Samsun’dan senatör seçilmesiyle başlar. Daha sonra onun Cumhurbaşkanlığına aday olacağı bütün yurtta duyulur. Kendisi askerler tarafından karargâha davet edilir ve kendisine Cumhurbaşkanlığı adaylığından vazgeçmesi söylenir. Kendisi orada bulunan subaylara “Siz hiç savaş gördünüz mü?” şeklinde bir sual yöneltir ve kendisinin dört yıl cephede savaştığını beyan eder. Bu söz aslında onların tehditlerine boyun eğmeyeceği anlamını taşımaktadır. Bu sefer de meclisi kapatacakları tehdidiyle karşılaşır. Bunun üzerine yakınlarına şu beyanda bulunur: “Ben şahsımla ilgili tehditlere boyun eğmem; ancak meclisin kapatılması ve demokrasinin askıya alınması beni ziyadesiyle üzer. Buna hakkım yok.” diyerek adaylıktan vazgeçer; hatta senatörlükten de istifa ederek bir müddet İsviçre’ye yerleşir. Ardından 1965 seçimlerinde Adalet Partisi’nden İstanbul milletvekili olur. Bundan da iki yıl sonra, 1967 yılında vefat eder. Başgil; Din ve Laiklik, Türkçe Meselesi, Demokrasi Yolunda gibi çok değerli kitaplara imza atmıştır. Ancak onu gençlerin nezdinde en önemli kılan çalışması bir manifesto niteliğinde olan “Gençlerle Başbaşa” adlı eseridir.Başgil burada gençlere yaptığı tavsiyede; başarılı olma yolunda insanın üç önemli engelinin bulunduğunu ve bunların da tembellik, kötü arkadaşlık ve kötü örnekler olduğunu belirtir. Tembelliği ise uçarılık olarak tarif eder ve gevşeklik, hoppalık, züppelik, uyuşukluk, üşengeçlik, keyfine düşkünlük ve bencillik olarak nitelendirir.   Başgil’e göre kötü arkadaş insanın başına gelebilecek en büyük talihsizliktir. Kötü arkadaşın da insana şu fikri aşıladığını belirtir: “Gençliğini yaşa kardeşim, bu gençlik her zaman ele geçmez. Sana öğüt verenler vaktiyle günlerini yaşayıp da senin güzel gençliğini kıskananlardır. Aldırma, eğlenmene bak.”Kötü örneklerden bahsederken de şunları söyler: “Her zaman insanların saflığından ve temiz yürekliliğinden faydalanarak kese doldurup ense şişiren açıkgözlere rastlanmıştır. Her yerde göze çarpan da bunlar oluyor. Bunlar takıp takıştırmakla, kiminin ayağına çelme takmak, kiminin gözüne kül atmakla servete, şöhrete kavuşmuş, hak etmedikleri yerlere gelmiş insan kılığındaki parazitlerdir.  Sakın bunları hayatta rehber alma.”Başarılı olmanın şartlarına gelince; birincisi iradeli olmak, ikincisi çok çalışmaktır. Zekâ ve bilgi az da olsa hayvanlarda da vardır. Fakat ahlaki irade insana has bir güç ve ayrıcalıktır. Basit zekâlı, az bilgili insanlardan başarılı olanlar çoktur; zayıf iradeli insanlardan başarılı olmuş olan pek yoktur. Ona göre insan, fizikî veya psikolojik bütün kötü alışkanlıkların tutsaklığına ilk adımla girer. Sigara ve alkol alışkanlıkları ilk sigarayla ve ilk kadehle başlar. Yalancılık ilk yalanla, dalkavukluk ilk etek öpmeyle, iradesizlik ilk zayıflıkla başlar. Tekrarlandıkça bunlar otomatikleşir ve sonunda karşı konulamaz alışkanlıklar halini alır. Başlangıçta kötü alışkanlıklara saplanıp da sonradan bunlarla mücadeleye girişmektense hiç başlamamak hem daha hayırlı hem de daha kolaydır. Unutulmamalıdır ki, eğitimin bir rolü düşmüşü kurtarmak ise, diğer bir rolü de henüz düşmemişi korumaktır.  Ali FuadBaşgil, gençlerin başarısının yolunu açacak, onları kötü alışkanlıklardan koruyacak ve ülkelerine faydalı birer birey olmalarını sağlayacak bu yol haritasını verdikten sonra da Türk milletinin Batı milletlerinin hiç birinden daha az zeki ve çalışkan olmadığını; aksine dünyanın en zeki, çalışkan ve anlayışlı milletlerinden olduğunu; ancak Batı milletlerinden geride bulunduğumuzu; bunun nedeninin ise zekâsını sistemli ve rasyonel bir biçimde kullanmadığından, zamanını ve kuvvetini israf etmesine bağlamaktadır.


© Hedef Halk