Ey Oğul!
Tarihin ilk sahnelerinden buyana kurulan Türk Devletlerinde örf adet ve gelenekler ön planda tutulur, Bunların müsaade etmediği uygun bulmadığı hiçbir şey uygulanmazdı. Ve tarihin her döneminde bir bilge, bir âlim, bir ermiş bulunur bunların uyarı, ikazları ve nasihatleri Hakanlar Padişahlar ve Halk tarafından dikkate alınır ve uygulanırdı.
Bilge Kaan’dan Dede Korkut’a, Dede Korkut’tan Şeyh Edebali ye, Mevlana dan Yunus Emre ye kadar kimler geldi kimler geçti.
Şimdiki gençliğe nesile sorsanız bütün bu büyüklerimizin nasihatlarına öğütlerine yol göstericiliklerine hikaye bunlar geçmişte kaldı bunlar deyip geçerler. Ama ben bunları unutmadım unutmayacağım unutturmayacağım. Âcizane yol gösterme bilgilenme açısından ve özellikle günümüz idarecilerine ve yöneticilerine işte sizlere Şeyh Edebali’nin Osman Bey’e Nasihati:
“Ey Oğul!
Beysin!
Bundan sonra öfke bize; uysallık sana.
Güceniklik bize; gönül almak sana.
Suçlamak bize; katlanmak sana.
Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana.
Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana.
Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana.
Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana.
Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana.
Ey Oğul!
Yükün ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı, Allah (C.C) yardımcın olsun. Beyliğini mübarek kılsın. Hâk yoluna yararlı etsin. Işığını parıldatsın. Uzaklara iletsin. Sana yükünü taşıyacak güç, ayağını sürçtürmeyecek akıl ve kalp versin.
Sen ve arkadaşlarınız kılıçla, bizim gibi dervişler de........
