menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dostluk Mu, Çıkar Ortaklığı Mı?

1 0
friday

Ankara'nın ev sahipliği yaptığı NATO Zirvesi, yalnızca diplomatik bir organizasyon değil; Türkiye'nin jeopolitik ağırlığını ve devlet aklını bütün dünyaya gösterdiği önemli bir sınavdır. Tarih boyunca doğu ile batının kesişme noktası olan bu topraklar, bugün de küresel güç mücadelesinin merkezinde yer almaktadır. Böyle bir coğrafyada güçlü olmak bir tercih değil, bir mecburiyettir.

Türkiye, NATO'nun en büyük ordularından birine sahip olmasına rağmen yıllardır müttefiklerinden beklediği samimiyeti tam anlamıyla görememektedir. Terör örgütlerine verilen dolaylı veya doğrudan destek, savunma sanayiine uygulanan ambargolar ve kritik silah sistemlerinde çıkarılan engeller, "ittifak ruhu" söylemiyle bağdaşmamaktadır.

Türkiye'nin önceliği nettir: Terörle mücadelede çifte standart sona ermeli, ülkemizin güvenlik kaygıları tartışma konusu değil, ittifakın ortak sorumluluğu olarak görülmelidir. PKK, FETÖ ve Türkiye'nin ulusal güvenliğini tehdit eden tüm yapılara karşı aynı kararlılık gösterilmeden gerçek bir müttefiklikten söz etmek güçtür.

Diğer yandan Türkiye, hiçbir küresel gücün ileri karakolu değildir. Ne Washington'un ne de başka bir başkentin çıkarları, Ankara'nın milli menfaatlerinin önüne geçebilir. Türk dış politikasının temel pusulası; bağımsızlık, milli egemenlik ve güçlü devlet anlayışı olmalıdır.Savunma sanayiinde son yıllarda atılan adımlar da bunun en somut göstergesidir. Yerli ve milli üretim, Türkiye'nin sadece ekonomik değil, siyasi bağımsızlığının da teminatıdır. Dışa bağımlılık azaldıkça Türkiye'nin uluslararası pazarlık gücü artmaktadır.

Karadeniz'den Orta Doğu'ya, Kafkasya'dan Doğu Akdeniz'e kadar uzanan geniş coğrafyada Türkiye'nin güvenliği, yalnızca sınırlarımızı değil, bölgesel istikrarı da doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle Türkiye'nin tezleri görmezden gelinemez.

Bugün NATO'nun da Türkiye'ye........

© Hedef Halk