Beyaz Işık… Sarı Işık…
Toplumda göz önünde olan insanların ne söylediğine çok dikkat etmesi gerekiyor.
Hele ki bu kişiler hem göz önünde hem de sevilen, sözü dinlenen kişilerse…
Şu an bahsedeceğim kişi tanınmış olmasına rağmen apaçık ismini yazmayacağım.
Sosyal medyada birçok kişinin tanıdığı; çokça videoları, uygulamalarda podcastleri ve raflarda kitapları olan, klinik psikolog ve yazar olarak tanınan bir kişi.
Aslında kendisini dinler, bazı söylediklerini de paylaşırdım ama birkaç ay önce paylaştığı bir videosunda duyduklarıma inanamadım.
Bahsettiği konu, ülkemizde de tatlı atışmaların malzemesi olan, evimizde kullandığımız beyaz ya da sarı ışık (gün ışığı aydınlatıcı) hakkındaydı.
İzlediğim videosundaki sözleri aynen şöyleydi:
“Gelelim evdeki ışık kullanımına. Ben buna çok takık durumdayım. Bazı insanlar devamlı beyaz ışıkta, floresan ışıkta duruyorlar ya; o ne Allah aşkına? Hastane ışığı gibi. Beyaz ışığı genelde iş yerlerinde tercih ediyorlar, gündüz zamanları. Çünkü odaklanmayı artırıyor, insanı daha uyanık hâle getiriyor, uyarıcı bir tarafı var. Ama akşam sen gün boyu zaten bu ışıklara maruz kalmışsın; bir de evde o beyaz ışığı kullandığın zaman sakinleşmeni engelliyor, rahatlamanı yavaşlatıyor ve bu bence gerçekten önemli bir mevzu. Ama sarı ışık daha böyle insana keyifli hissettiren, dinlenme moduna geçtiğini gösteren şeyler...”
Şimdi buraya kadar tüm kabul edilebilir fikirlerini sunmuş ama bundan sonra duyduklarım “Yahu ne alaka?!” dedirttirdi bana.
“Ben beyaz ışık kullanan insanların birazcık özensiz olduklarını düşünüyorum. -Aman ne var, o da aydınlatıyor bu da aydınlatıyor?!-
Hayır, aslında hayat küçük detaylar üzerine gidiyor ama sen bu küçük detayları........
