menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tekkeköy Ve Doğu İlçelerimıze İhanet Döngüsü

28 6
23.02.2026

Samsun Tekkeköylü İlknur Yılmaz, Tekkeköy ve doğu ilçelerindeki ihanet döngüsünü çok iyi anlatan bir yazı kaleme aldı.

Cengiz Holding’e ait Eti Bakır işletmelerinin Karadeniz’de atık depolamasına ilişkin projesinin geride bıraktığımız hafta sonu yoğun katılımla yapılan ve büyük tepki toplayan çevresel etki değerlendirme (ÇED) toplantısında yaşananlar sıcaklığını korurken İlknur Yılmaz şu mesajı verdi:

“Kimselerin kirli siyasi planları uğruna kentimize, evlatlarımıza, doğamıza, sağlığımıza zarar verilmesine fırsat yaratmayalım. Zira bu şehir; o kapkara ve zehirli bulutların değil, vatanımıza bağımsızlık güneşinin doğduğu şehirdir.”

Yılmaz, yazısında ne demek istedi ona da bakalım:

“Tekkeköy'de doğdum, büyüdüm. Tütününün kokusunu da bahçede kendiliğinden büyüyüvermiş olan maydanozunu, mis gibi kokan domateslerini, incirini, eriğini de çok iyi bilir, o günleri hatırladıkça üzülürüm. Ve tarım sayesinde okumuş, halkına, ülkesine, çevresine hizmet etmiş saygı duyulası, güzel insanlarını da...Gelelim bu iç karartıcı hikayeye!!

Tekkeköy'de ilk çevre ihlaline adım, Azot ve Bakır Fabrikaları ile başladı. Ancak tarlada yanan ürünlere tazminat verilerek maddi kısım telafi edilmekteydi. Ayrıca; fabrikalar kamuya ait olduğundan, asit yoğuşmasının çok daha yoğun olduğu yaz dönemlerinde bakim için devre dışı bırakılırdı.

Asıl ‘can alıcı’ adımlar ise; 6 numaralı fuel-oil ile çalışacak olan mobil enerji santrali ile başladı. TMMOB koordinasyonunda Elektrik MO ve Çevre MO; Tekkeköy Halkı, ANAP'ın son dönemlerinin belası olan bu santralin kaldırılması için takdir edilesi bir disiplin ve işbirliği içinde mücadele ettik. Hukuk; sözleşmesinde bulunan ‘kapatma halindeki tazminat bedeli’nin her ay tıkır tıkır firmaya ödenmesi koşulu ile santrali kapattı. Sonrasında ‘gezen santral’ Irak savaşındaki enerji kesintilerinde kullanılmak üzere bölgeye nakledilip, para kazanmaya devam etti.

Yani; vizyoner ??? başkanlar ve siyasiler; oy toplamak için çevre ve insan sağlığına zararlı, sürdürülebilirliği olmayan yatırımlara ‘hay hay buyurunuz efendim’ üslubu ile gel gel yapmayı çok sevdiler. Severlerdi, elbette! Zira, tarımı çevre ihlalleri sonucu bitmiş, gençleri işsiz bir ilçenin başkanı olabilmek için en iyi ‘Vaat’ İSTİHDAMDIR! 1000-2000-5000...! Kimse çevre kirliliği ile nasıl mücadele edeceğinden bahsetmez. Bahsederse seçilemez. Ve bu şekilde seçildiği sürece de tabi ki, seçim kazandıran dilek ağacının kökünü kesmez, kesemez...Benzer şekilde diğer doğu ilçelerinde de doğayı yok etme pahasına bu kötücül ‘seçim kazanma’ alışkanlığı yerleşir kalır.

Bu arada; son yıllarda şehrimizin potansiyel adaylarına ait 1 numaralı vekillik koltuğu; Ankara'da Bakan iken, gönlü Samsun'da MV olmaya kayıvermiş bir ithal adaya tahsis edilir. Seçilen eski Bakan bölgeye yeni yatırımları ‘müjdelerken’ kopan alkışlar ile coşkulu övgüler, hemen ertesi gün medya sayfalarında manşet olur.. Araba fabrikası yatırımı diye çıkılan yol süresince yatırımın türü sürekli değişir. Ve nihayetinde şapkadaki cin ‘sülfirik asit tesisi’ olarak çıkıverir! Eee! boşuna eski bakanı vekil olarak ithal etmedik. Siyanür tesisi de kurulsa; eski arkadaşlarına bir alo ile onay çıkartmak çok da zor olmasa gerek...

Özetle; Çevre ve hava kirliliğinin tehlikeli boyutu her geçen gün kentin batı yönüne doğru yayılmaktadır. Zira; Geçen hafta Atakum ilçesi yüksek kısımlarında akşam kesif bir koku ve koyu bir renk ile yayılan dumanı benim gibi fark edenler muhakkak olmuştur. Bu durumu tek bir gazete haber yapmıştır.

Son söz olarak derim ki; kimselerin kirli siyasi planları uğruna kentimize, evlatlarımıza, doğamıza, sağlığımıza zarar verilmesine fırsat yaratmayalım. Zira bu şehir; o kapkara ve zehirli bulutların değil, vatanımıza bağımsızlık güneşinin doğduğu şehirdir.


© Hedef Halk