Şiddeti okullara biz taşıdık!
Okullara yönelik, öğretmenlere yönelik, öğrencilere yönelik bir gün arayla üst üste iki katliam yapıldı. Biri Siverek’te diğeri Maraş’ta. İkisi de korkutucu/düşündürücü/ne oluyoruz dedirten saldırılardı…
İkisinin de faili genç, ikisi de lise öğrencisi…
Katliamın boyutuna bakarak birbiriyle kıyaslamamak gerekir. Siverek’te 16 yaralı var, Allah göstermesin 16 kayıp olabilirdi. Maraş’ta 9 kayıp, 6’sı ağır 3'ünün durumu kritik 13 yaralı var. Saldırının şekline bakarsak birincisi amatörce denilebilir. Maraş’taki profesyonel işi… Hadi yarı profesyonel diyelim.
5 silah 7 şarjörle okul basan kişi silaha alışkın demektir…
Şiddeti seviyor demektir…
Öldürmek duygusuna aşık demektir…
Katliam sevdasına sürüklenmiş demektir…
Evet böyle bir duygu var. Bu hal; sosyal medya kaynaklı olabilir, adam öldürmeli oyunların yaygın hale gelmesinden olabilir, vurdulu kırdılı dizilerden kaynaklı olabilir, mafya ağırlıklı insanların pata küte öldürüldüğü filmlerden olabilir…
Kökeni ne olursa olsun münferit olay diyerek geçiştiremeyiz. Üzerine yatamayız. Unutturmaya çalışamayız. İçişleri Bakanı gibi "bireysel saldırı, terör saldırısı değil" diyerek kendimizi rahatlatamayız Milli Eğitim Bakanı’nın ‘tedbir alınan okullarda da oluyor, alınmasa da oluyor’ yaklaşımına pabuç bırakamayız…
Kaderci anlayışa teslim olamayız!..
Belli ki toplum şiddet üretmeye meyilli hale geldi.
Belli ki kadınlara yönelik şiddeti de trafik şiddeti de sokaklardaki maganda şiddeti de genç beyinleri etkilemeye başladı.
Belli ki gençlik öfke patlamasının eşiğinde…
Belli ki şiddet zihinlerde normalleşmeye başladı…
O halde tehlike büyük…
Bu tehlikeyi körükleyen nedenlerde var; ağır ekonomik kriz, hayat pahalılığı, gençlerin gençliğini yaşayamaması, geleceklerine ilişkin hayal........
