menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yargıtay’ın staj ve çıraklık kararı ne anlama geliyor? 21 Ağustos 2026

29 0
21.08.2026

Son günlerde staj ve çıraklık sigortasıyla ilgili bir Yargıtay kararı yeniden kamuoyunun gündemine geldi. Kararın sosyal medyada ve bazı haberlerde, “staj ve çıraklık başlangıcı artık emeklilik başlangıcı sayılacak” şeklinde yorumlandığını görüyoruz.

Oysa mesele bu kadar basit değil.

Yargıtay’ın kamuoyuna yansıyan yaklaşımı, bütün stajyer ve çıraklara doğrudan emeklilik hakkı tanıyan genel bir karar anlamına gelmiyor. Kararda asıl üzerinde durulan nokta, kişinin yalnızca kayıtlarda çırak olarak görünmesinin yeterli olmadığı, gerçekte nasıl çalıştığının da araştırılması gerektiğidir.

Yani bir kişi gerçekten meslek öğrenen bir çırak mıydı, yoksa çıraklık kaydı altında işyerinin normal üretim düzeninin bir parçası olarak mı çalıştırıldı?

Yargıtay’ın üzerinde durduğu temel ayrım budur.

Bu nedenle kamuoyuna karşı açık olmak gerekir:

Yargıtay, staj ve çıraklık sigortasını herkes için emeklilik başlangıcı haline getirmiş değildir.

Fakat bu karar, yıllardır çözüm bekleyen çok daha büyük bir sosyal güvenlik sorununu yeniden önümüze koymuştur.

Çıraklığın özü meslek öğrenmektir.

Bir gencin ustasının yanında mesleki eğitim almasıyla, işyerindeki diğer çalışanlarla birlikte doğrudan üretim faaliyetinin içinde yer alması aynı şey değildir.

Eğer genç yalnızca eğitim almıyor; makinenin başına geçiyor, üretimin bir parçası oluyor, işyerinin günlük çalışma düzeninde diğer çalışanlarla birlikte görev yapıyorsa bu fiili durumun ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Yargıtay’ın yaklaşımının önemli tarafı da budur.

Mahkemeler yalnızca işe giriş bildirgesine veya kişinin statüsünün “çırak” olarak yazılmasına bakmamalıdır. Fiili çalışma araştırılmalıdır. Kişinin ne iş yaptığına, üretime katılıp katılmadığına ve çalışmanın ağırlıklı olarak meslek öğrenmeye mi yoksa üretime mi dayandığına bakılmalıdır.

Sosyal güvenlik hukukunda kâğıt üzerindeki tanım kadar hayatın içindeki gerçek çalışma da önemlidir.

Ancak burada asıl soruyu sormamız gerekiyor:

Türkiye’de staj ve çıraklık sorununun çözümünü, vatandaşların yıllar sonra tek tek mahkemelerde çalışma koşullarını ispatlamasına mı bırakacağız?

Bence bırakmamalıyız.

Bugün staj ve çıraklık sigortası nedeniyle yaşanan sorun yeni değil.

Bu insanlar yıllar önce mesleki eğitimleri kapsamında işyerlerine gittiler. Adlarına sigorta kaydı oluşturuldu, sigorta sicil numarası verildi ve işe girişleri sosyal güvenlik sisteminin kayıtlarına geçti.

Ancak staj ve çıraklık dönemlerinde emekliliğe esas uzun vadeli sigorta kolları bakımından prim yatırılmadığı için, yıllar sonra emeklilik hesabı yapıldığında bu ilk giriş tarihleri bekledikleri sonucu doğurmadı.

Tartışmanın düğüm noktası tam da buradadır.

Vatandaşın elinde yıllar önce oluşturulmuş bir sigorta kaydı bulunuyor. Fakat emeklilik hesabına geldiğinde kendisine, bu tarihin emeklilik yönünden sigorta başlangıcı olmadığı söyleniyor.

Bunun mevcut mevzuat içerisinde hukuki bir açıklaması bulunabilir.

Ancak sosyal güvenlik politikası yalnızca mevcut mevzuatın ne söylediğiyle sınırlı tutulamaz. Mevzuatın ortaya çıkardığı sonuçların........

© HalkTV