Almanya’da IŞİD canileri yargılanıyorsa, Madımak katilleri neden yargılanmıyor? 30 Temmuz 2026
13 Temmuz 2026 tarihinde Münih Yüksek Eyalet Mahkemesi, Ezidi halkına karşı işlenen suçlarla ilgili tarihsel öneme sahip bir karara imza attı. Mahkeme heyeti, IŞİD üyesi Twana H. S.'yi ömür boyu hapis cezasına, Asia R. A.'yı ise 9 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı. Sanıkların, IŞİD üyesi oldukları dönemde 5 ve 12 yaşlarında iki Ezidi kız çocuğunu köleleştirdikleri, zorla çalıştırdıkları, ağır şiddet ve istismara maruz bıraktıkları, Ezidi inançlarını yaşamalarını yasakladıkları mahkeme kararıyla ortaya konuldu.
Münih Yüksek Eyalet Mahkemesi bu suçları yalnızca bireysel eylemler olarak değerlendirmedi; IŞİD'in Ezidi toplumuna yönelik soykırım politikasının bir parçası olarak ele aldı. Irak ve Suriye'de Ezidilere karşı işlenen suçlar, yıllar sonra Almanya'da yargılandı ve failleri ağır cezalara çarptırıldı.
Bu karar, Almanya'nın kendi sınırları dışında işlenen uluslararası suçları da yargılayabildiğini ortaya koydu. Bu yargılama evrensel yargı yetkisinin işletilmesi bakımından tarihsel bir öneme sahiptir. Ancak tam bu noktada kaçınılmaz bir soru ortaya çıkmaktadır:
Irak ve Suriye'de Ezidilere karşı işlenen soykırım suçları Almanya'da yargılanabiliyorsa, 33 aydın ve sanatçının yakılarak katledildiği Madımak Katliamı'nın katilleri evrensel hukuk kapsamında neden yargılanmıyor?
Sivas Madımak Katliamı’nın üzerinden geçen onlarca yıla rağmen adalet mücadelesi sürerken, Alman yargısının çifte standartlı tutumu ve firari sanıkların bu ülkedeki varlığı hatta korunması, sorunun uluslararası bir adalet krizine dönüşeceğini gösteriyor.
Madımak Katliamı'nın ardından çok sayıda firari sanığın Almanya'da yaşadığı tespit edilmişti. Konu hakkında 1993’ten bu yana Almanya’daki firari katliam sanıklarının takibinde olan Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Onursal Başkanı Turgut Öker şu bilgileri veriyor:
“Benim Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Genel Başkanlığı yaptığım dönemde bu konuyu bizzat dönemin Almanya İçişleri Bakanı Otto Schily ile yaptığımız görüşmede gündeme getirdik.
Mannheim'da işyeri bulunan Madımak sanıklarından Muhammet Nuh Kılıç'ın işyerinin önünde eylem yaptık. Yarattığımız kamuoyu baskısı sonucu işyerini terk etmek zorunda kaldı.
Madımak davasının firari sanıklarından Vahit Kaynar, Almanya'dan Polonya'ya geçerken Polonya-Almanya sınırında yakalandı. Kırmızı bültenle aranmasına rağmen iade sürecindeki gecikmeler sonucu serbest kaldı ve yeniden Almanya'ya dönerek kayıplara karıştı. Bu olay, Madımak sanıklarının Almanya'daki varlığının bir iddia değil, somut bir gerçek olduğunu ortaya koydu.
Bu sürecin hukuki takibi için, konuya duyarlılığını bildiğimiz Avukat Mahmut Erdem'i görevlendirdik. Madımak katillerinin Almanya'daki izlerini ve hukuki süreci yıllarca takip etti.
Yıllar sonra Av. Mahmut Erdem’e Nürnberg Başsavcılığı tarafından gönderilen dosya içinde Murat Songur’a ait sicil kaydı çıktı: BYLKGD 124243:1601
Bu numara, onun Alman istihbaratında (BND) kayıtlı olduğunu kanıtlıyor.
Bir katliam sanığının yıllarca Almanya’da korunması, Türkiye’ye iade edilmemesi ve üstelik ödüllendirilmesi ancak örgütlü bir mekanizmayla açıklanabilir. Bu kayıt, Madımak’ın uluslararası boyutunu tüm çıplaklığıyla........
