menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir hasta odasında, sabrın ve tevekkülün sessiz dersi Mehmet Şerefoğlu’na

14 0
16.06.2026

Geçtiğimiz günlerde birkaç arkadaşla birlikte çok uzun süredir ağır bir hastalıkla mücadele eden Mehmet Şerefoğlu kardeşimizi ziyaret ettik. Ziyarete giderken niyetimiz ona moral vermek, yanında olduğumuzu hissettirmek ve geçmiş olsun dileklerimizi iletmekti. Fakat ayrılırken fark ettik ki asıl moral bulan, asıl ders alan bizler olmuştuk. Hastalık, insanın gücünü, imkânlarını ve planlarını sınayan ağır bir imtihandır. Sağlık yerindeyken farkına varmadığımız birçok nimetin kıymeti, böyle zamanlarda daha iyi anlaşılır. Ziyaret ettiğimiz kardeşimizin gösterdiği duruş, hepimizi derinden etkiledi. Yüzünde isyanın değil teslimiyetin izleri vardı. Dilinde şikâyet değil hamd vardı. Geleceğe dair endişelerden çok Rabbine duyduğu güveni dile getiriyordu. Ziyaretçi arkadaşlarımızdan birinin ona olan övgü sözlerine karşılık ; “beni şımartmayın ki şeytan bana musallat olmasın” dediğinde yüzündeki samimiyeti görülmeye değerdi.

Hastalığın ağırlığına rağmen kalbindeki huzuru korumaya çalışması, bize tevekkülün kitaplarda okunan bir kavram değil, hayatın içinde yaşanan bir hakikat olduğunu hatırlattı. (Bakara, 155.-156.) ayetlerini yıllardır okuruz. Ancak bazen bir insanın hayatında tecelli etmiş hâlini görmek, onları yeniden anlamamıza vesile olur. O kardeşimizin tavrı, sabrın pasif bir bekleyiş olmadığını; Allah’a güvenerek imtihanın içinde dimdik durabilmek olduğunu gösteriyordu.Bu ziyaret bize bir kez daha gösterdi ki bazen tebliğ sadece sözlerle değil, hâl ile de yapılır. Sabırla karşılanan bir musibet, uzun nasihatlerden daha etkili olabilir. Teslimiyetle geçirilen bir hastalık süreci, çevresindeki insanlara iman ve ahlak dersi verebilir. Bizler o gün bir hasta ziyareti yaptığımızı düşünüyorduk. Oysa dönerken kendi aramızda ki konuşmalarda da, sabrın, tevekkülün ve Allah’a teslimiyetin ne kadar büyük bir nimet........

© Haksöz