menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Katı olan her şey buharlaşıyor!”

2 0
yesterday

Modern, şimdiye ait olan şeyleri işaretleyen; ancak her an değişen, sürekli bir sonraki aşamaya akan ve biraz önce yaşanmış anı tüketen bir olgudur. Değişken niteliği ile din ve gelenek başta olmak üzere sabiteleri olumsuzlayan, kadim değerleri yok sayan, “değişimin kendisinden başka her şey değişir” fikriyle, bir süre sonra eski olup aşağılanacak olan yeniyi kutsayan bir felsefedir.

“Tanrıyı hayattan kovup” dünyevi olanı dinselleştiren; emanet anlayışını mülk anlayışına, sorumluluk duygusunu sahiplik duygusuna dönüştüren, arzulanan şeyin istenilen zaman ve istenilen şekilde elde edilebileceği yanılgısını üreterek nefislere musallat olan bir dindir.

Modern kavramı günlük hayatta insanı, eşyayı, düşünceyi, inanç ve davranışları nitelemek için kullanılıyor. Önüne modern sözcüğü getirilen kavramlar beğenilip takdir ediliyor. Hemen herkes, dünyanın ve zamanın ne kadar modern olduğundan bahsediyor. İnsanlar arası ilişkilere modern anlayışlar yön veriyor. Önemsiz bir tutum veya düşünce, modern sıfatını alınca gündemin başköşesine teşrif edebiliyor.

İlk defa 5. yüzyılda Hıristiyanlar tarafından, yeni Hıristiyan kültürünü eski Romalı pagan geçmişten ayırmak, yeni inanç ve davranışları nitelemek için kullanılan modern, günü gelince tüm dinlere karşı savaş açmış, dinlerin tahtına oturmuştur. Hiçbir sabitesi olmadığı için, dün önemseyip kutsadığını bugün reddetmiş, bugün önemseyip kutsadığını yarın reddedecektir.

Bu yüzden modern bir olguyu eleştirmek hiç kolay değildir. Zira değerlendirmeye konu olan şey, kısa sürede “buharlaşırken” modernlik her zaman yeni bir sürümle karşımıza çıkar ve varlığını sürdürür.

Modernlik bir zihniyet biçimidir. Modern birey bugüne ve bugün üzerinden geleceğe yönelik olma arayışında olsa da bu arayışta hep bugüne takılan, “sürekli bir gecikmişlik halinde” olan kimsedir.

Robert Sapolsky, “Zebralar Neden Ülser Olmaz?” adlı kitabında anlatıyor. Zebra, aslan tarafından kovalandığında inanılmaz bir stres yaşar. Kalp atışı hızlanır, beden alarma geçer. Ama bu kriz kısa sürer. Ya kaçıp kurtulur ya da ölür. Eğer kurtulursa birkaç dakika sonra yeniden otlamaya başlar. Aslan da ne yapacağını düşünmez. Emeklilik fonunu hesaplamaz. Sosyal statüsünü sorgulamaz.

Modern bireyler ise somut bir tehdit olmadan, geçmişi ve geleceği şimdiye taşıyarak sürekli bir alarm halindedir. İnsan, aslan gittikten sonra da zihninde yaşamaya devam eder. “Ya yarın yine gelirse ve kaçamazsam?” Olmamış olana karşı zihin savaş halindedir. Ortada bir aslan olmadığı halde sürekli koşar. Sorun stres değil, sürekli açık kalan alarmdır. Modern birey zekâsı sayesinde geleceğini planlar ama aynı zekâsı yüzünden hiç gelmemiş olan tehditler için bu gününü heba eder.

Modernlik kendinden önce gelenlerden üstün olduğunu iddia eder ve büyük halk kitlelerinin kendi hakkında yeterli bilgiye sahip olduklarını varsayar. “Modern üstünlük ideolojisi” Batı'nın 18. yüzyıldan beri dünyaya dayattığı “ilerleme” fikrinde yatar. Serge Latouche’ye göre “ilerleme, modern cazibenin mihenk taşıdır.”  İlerleme kıskacındaki Batı dışı toplumlar, “tek dişi kalmış canavardan”  kaçmak için iflah olmaz bir gecikme telaşıyla, “muasır medeniyet” peşinde koşmaktadırlar.

Modernleşme teknolojik, ekonomik, siyasal ve toplumsal açıdan Batılı ülkelerin ortak özelliklerini tanımlamak için bir düşünüş biçimi, zihniyet örüntüsü ve “hayat tarzı” olarak sunuluyor.........

© Haksöz