Firavunun modern sihirbazları: İNFLUENCERLER
«“Sihirbazlar Firavun’a gelmiş ve ‘Şayet üstün gelenler biz olursak, elbette bizim için bir ödül vardır, değil mi?’ demişlerdi.”»
«“(Firavun), ‘Evet; üstelik siz kesinlikle bana yakın olanlardan da olacaksınız.’ demişti.” (A’râf 113-114)»
İletişim ve haberleşme ile ilgili bir okuma yapıyor ve bu okuma Kur’an referanslı bir okuma ise Âdem’e esmanın öğretilmesinden bu yana Rahmanî tüm vahiylerin yekdiğeriyle iletişim ve haberleşmeyi esas aldığını görürsünüz. Çünkü iletişim kurmak isteyen her varlık mutlaka muhatabına bir haber ulaştırmayı murad eder. Resullere vahyedilmesinden tutun da göklere, yerlere, rüzgâra, yağmura ve hayvana varana kadar bir iletişim sisteminin içinde yaşadığımız aşikâr.
Diğer yandan, insan dominasyonlu bir perspektiften bakıldığında ise iletişim ve haberleşme için şu yol ve yöntemlerin kullanıldığı bilgisine ulaşıyoruz:
- Duman, ateş ve ışık
- Davul, boru ve çeşitli sesli uyarılar
- Mağara resimleri ve semboller
- Kil tabletler, papirüs ve parşömen üzerine yazılan yazılar
- Kitaplar ve gazeteler
- Radyo ve televizyon
- Bilgisayarlar ve internet
- E-posta, cep telefonları, akıllı telefonlar ve sosyal medya
- En nihayetinde yapay zekâ destekli iletişim sistemleri.
İnsanın ihtiyaçları ve gelişimiyle birlikte ilerlemiş ve kullandığı araçların elverişliliğine paralel bir yükseliş söz konusu; ne yazık ki nihayete baktığımızda avantajlarıyla birlikte dezavantajlarının da paket olarak sunulduğu bir dünya...
Hızın ve kitlelere ulaşımın çok kolay ve basit olduğu son yıllar ve yollar hariç, daha öncesinde haberi ulaştırmak da almak da arz-talep ile ilgiliydi. Örneğin kitap veya gazete almazsanız okumak ve bilgi edinmek için içsel motivasyon hariç zorunluluğunuz olmazdı. Telefon bağlatmazsanız birileri size ev veya iş yerinizden ulaşıp gerekli gereksiz bilgiye boğamazdı. TV almazsanız bir sürü kirli görsele ve sizinle ilgisi olmayan ama zihninizi meşgul edecek malumata sahip olmazdınız. En fazla kulaktan kulağa veya bir ortamda denk gelindiyse duymak mecburiyetinde kalınırdı. Kısacası haberi ileten de iletilen de inisiyatif kullanabiliyordu.
Lakin gün itibariyle bunların her biri birer nostalji motifi olarak kaldı. Çünkü artık öyle bir iletişim çağındayız ki haberin kendisinden önce rüzgârı bile kulak, göz ve zihnimizi dumura uğratmaya kâfi geliyor. Dijital dünya, istediği zaman istediği kitleye; ilgili ilgisiz, talep etsin etmesin bir şekilde ulaşılabilen bir alan ve âlem. Birileri başka birilerine bir şey anlatmak istiyor ve bunu en hızlı ve iyi yapan, kendisine daha büyük ve daha kullanışlı bir saha açmış oluyor.
İletiler; hayırlı-hayırsız, olumlu-olumsuz, iyi-kötü, faydalı-faydasız, anlamlı-anlamsız, boş veya dolu diye ayıklanmaya ihtiyaç duyulmadan filtresiz servis ediliyor...
Dijital alan, yazık ki iyilerin kullanmaya geç kaldığı alanlardan biri. Hayrın havarileri durumun önem ve ehemmiyetini kavrayana kadar şerrin öncüleri ve kötülüğün en bariz hâli Siyonistler bu alanı hem teşekkül hem de işgal etmişti... Çünkü: “Hakikat ayakkabısını giyene kadar yalan dünyayı dolaşırmış.” maalesef.
Daima mağlup ve mağdur tarih anlatısı ve psikolojisiyle beslenen Siyo-İsrail işgal çetesi, zulümde selefleri olan Firavun, Nebukadnezar ve Hitler’in; Mısır’dan çıkış, Babil sürgünü ve Holokost’ta kendilerine yapılan her ne varsa bugün misliyle Filistin’e uygulamaktan imtina etmeyen halefleri olarak boy gösterip, vatansız bir halka, halksız bir vatan ve vaat edilmiş toprak sendromlarının dezenformasyonunu artık gazete, dergi, kitap, reklam ve Hollywood kara perdesi üzerinden vermenin geçerli ve kullanışlı bir aparat olmadığının farkındalar.
Savaşın er meydanından ekran meydanına geçişinde, düşman bildiklerini artık sadece ateşli silahlarla yok edemeyeceklerini bilen bu yapı, yeni ve modern silahına yepyeni bir isim bulmuştu: İNFLUENCER. evet İsim belki yeniydi; yeni........
