menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mescid: Yönün kurulduğu yer

23 0
10.04.2026

Mescid, secde edilen yer olarak tarif edilir. Ama bu tarif, mescidin ancak dış kabuğunu verir. Çünkü mescid, insanın yönünü kurduğu, dağınıklığını toparladığı ve kendini yeniden konumlandırdığı yerdir. Kur’an, mescidi bir bina olarak değil; bir yöneliş alanı olarak kurar. Bu yüzden “namaza çağrıldığınızda” denildiğinde, sadece bir eylemden değil, bir mekândan da söz edilir. O çağrının bir karşılığı vardır. Ezan boşluğa yapılmaz. Abdest hazırlıksız bir eylem değildir. Hepsi bir yere çıkar. O yer mesciddir.

İnsan abdest alır, kendini hazırlar. Ezanla çağrılır, yönünü duyar. Ve sonra bir yere gider. Hazırlık, çağrı ve yöneliş.. Bu üçü mescidde birleşir. Yani mescid, sadece gidilen bir yer değil; çağrının karşılık bulduğu, yönün somutlaştığı yerdir.

Toplanmak: Dağınıklığın Sonu

İnsan tek başına kaldığında dağılır. Zihni başka yere gider, kalbi başka yere kayar, hayatı parçalanır. Mescid bu dağınıklığa müdahaledir. İnsanı evinden çıkarır, başkalarıyla yan yana getirir ve aynı anda aynı yöne yöneltir.

Bu basit bir toplanma değildir.

Aynı anda ayağa kalkmak, aynı anda eğilmek, aynı anda secdeye varmak.. Bunlar tekrar gibi görünür. Ama aslında insanı kendi merkezinden çıkaran bir disiplindir. Çünkü mescidde insan, kendine göre değil; birlikte hareket etmeyi öğrenir.

Bireysellik: Sessiz Bir Dağılma

Bugün insan giderek kendi içine çekiliyor. Her şey kişisel hale geliyor. İnanç bile.

İnsan tek başına ibadet edebilir. Ama bu yeterli değildir.

İbadet bireyselleştikçe, din parçalanır.

Mescid bu parçalanmaya karşıdır. İnsanı yalnızlıktan........

© Haksöz