menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bayram sabahı: Olmayan bir ümmetin kendine sorusu

32 0
20.03.2026

Bayram sabahına uyandık.

Ama içimizde bayram yoktu.

Sanki bir ayın değil, bir hesabın sabahına kalkmış gibiydik. Ramazan bitmişti. Takvim değişmişti. Ama içimizde bir şey yerli yerine oturmamıştı. Çünkü bu Ramazan, sadece oruç tuttuğumuz bir ay olarak geçti; yüzleştiğimiz bir ay olamadı.

Daha gözümüzü açmadan düşündük:

Bir ay boyunca neyle meşguldük?

Aynı günlerde Mescid-i Aksa kapalıydı. Bir ümmetin kalbi kilit altındaydı. Yüzyıllardır ilk kez bayram namazı orada kılınamayacaktı. Bu, insanın içini sarsmalıydı. Ama biz sarsıldık mı? Yoksa sadece duyduk mu?

Altının dalgalanmasını takip ettik. Gün gün, saat saat. Grafiklere baktık. Yükselince sevinen, düşünce tedirgin olan bir zihinle izledik. Petrol fiyatları neredeyse ikiye katlandı; onu da konuştuk. Ekonomiyi analiz ettik. Hesap yaptık.

Ama aynı dikkati zulme vermedik.

Atlantik ötesinden bir dosya vardı. Günlerce konuştuk.

Çünkü hatırlamak sorumluluk yüklüyordu.

Siyasi tartışmalar bitmedi. Partiler yine birbirini yedi. Ekranlar doldu, sesler yükseldi. Taraf olduk.

Sinirlendik. Tepki verdik.

Ama aynı tepkiyi zulme karşı göstermedik. Çünkü o tepki konforumuzu bozardı.

Akrabalarımız vefat etti.

Cenazelere gittik. Omuz verdik. Toprağa indirdik.

Toprak bize “sıradaki sensin”........

© Haksöz