menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Suriye’de Mısır’daki gibi bir darbe mi planlanıyor?

11 15
09.03.2025

Dün, Suriye'de Nusayri nüfusunun yoğun olarak yaşadığı liman kentlerinde silahlı bir isyan hareketi başlatıldı. Birçok askeri nokta, hastane, devlet kurumu ve hatta elektrik idaresi çalışanlarına yönelik saldırılar gerçekleştirildi. Bu saldırılarda yaklaşık 200 civarında devlet görevlisi hayatını kaybetti, ayrıca sivillere ait yüzlerce araç ve işyeri ateşe verildi.

Lazkiye, Humus, Tartus, Ceble, Banyas ve Kardaha gibi kentlerde eş zamanlı olarak başlatılan bu isyan hareketinin, örgütlü ve koordineli bir şekilde, belirli bir merkez tarafından yönlendirildiği anlaşılmaktadır. Suriye’de bugün yaşanan kalkışma hareketi, yalnızca içerideki etnik ve mezhepsel dinamiklerin sonucu değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel güçlerin ajandaları doğrultusunda şekillenen bir proje olduğu görülmektedir.

Devrimin ilk günlerinden itibaren, İsrail'in Suriye'deki Dürzi ve Kürtler üzerinden ülkeyi istikrarsızlaştırmak istediği sır değil. Ayrıca, Esat diktatörlüğünün yıkılışını kabullenemeyen İran'ın, Şii hilalinin bir parçası olarak gördüğü Suriye'den kolayca vazgeçmeyeceği ve bölgedeki Nusayriler aracılığıyla yeni senaryolar devreye sokacağı, İranlı bazı yetkililer tarafından üstü kapalı ve tehditkar ifadelerle dile getirilmektedir. Nitekim, dün bazı Hizbullah militanlarının Lübnan'dan Humus kırsalına geçmeye çalışırken püskürtülmesi, bu silahlı kalkışmada İran'ın rolünü işaret etmektedir.

Burada şu soru akla geliyor: bölgede iki düşman olarak İran ve İsrail Suriye’de ortak çıkarlar etrafında işbirliği yapar mı?

Geçmişteki politikalarından hareketle, Irak ve Afganistan’da “büyük şeytan” dediği ABD ile yaptığı işbirliği düşünüldüğünde, İran’ın pragmatist ve ilkesiz bir politikaya kolayca angaje olabileceği, ayrıca, Suriye'de enkaza dönüştürdüğü şehirler, işlediği vahşet ve katliamlar göz önüne alındığında, ahlaki ve vicdani açıdan herhangi bir kaygı taşımadığı rahatlıkla söylenebilir.

İsrail’e gelince, aylardır Filistin'de binlerce bebek, çocuk, kadın ve sivili katledip; hastane, okul, çadır ayırmadan işlediği barbarlık belli ki hararetini dindirmeye yetmemiş. Suriye'deki Dürzi, Kürt ve Nusayrilerin haklarıyla ilgili söz söylemesi, aklımızla alay etmekten başka bir şey değildir.

Başta sorduğumuz soruya dönecek olursak; İran ve İsrail, daha dün birbirlerini haritadan silmekten bahsederken, şimdi ortak bir düşman olarak gördükleri yeni Suriye yönetimine karşı işbirliği yapar mı? Evet, bu mümkündür. Ayrıca, birbirlerini haritadan silme hikâyesine inanan kaç kişi kaldı, bunu söylemek........

© Haksöz