menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tarkan hakkında konuşmayanı dövüyorlar

154 0
05.02.2026

Bu, kim bilir, Tarkan üzerine yazdığım kaçıncı yazı. Tebriği hak ediyor; istikrarlı bir şekilde, en az 30 yıldır kendisi hakkında konuşturmayı başarıyor. Pop starlığının, popülerliğin, tanımı gereği, geçici olmak zorunda olduğu bir kültürde istikrarlı bir şekilde hakkında konuşturmak azımsanmamalı.

Tarkan’ın İstanbul konserlerine gitmiş kadar oldum. Bu konserler belli bir kilometre taşına ulaşmış bir star’ın retrospektifi mi? Seyirciye bir armağanı mı? Tam anlamıyla unutulmadan, gözden düşmeden önce pastadan son bir kalın dilim alma çabası mı? Motivasyonu neyse Tarkan istediğini fazlasıyla aldı. Son yıllarda Türkiye’de bir konsere gitmenin böylesi bir statü simgesine dönüştüğüne tanık olmamıştım.

TEK GECEDE ŞÖHRET

Tarkan’ın kariyerinin tepe noktası “Kuzu Kuzu”nun üzerinden 25 sene geçti. Hatırladığım son hit parçası Aysel Gürel’in tesadüfen bulunan sözlerinden yaptığı “Sevdanın Son Vuruşu;” onun da tarihi 2010. Türkiye’de o gün bugündür çok şey değişti, kaç yeni kuşak yetişti ve toplumu beğenileri ve alışkanlıklarıyla yeniden şekillendirdi.

Bugünün gençleri hiçbir zaman onun 90’ların sonundaki dönüşümünü hatırlamayacak. “Kıl Oldum Abi”yle dalga geçilen ve tarihe gömüleceğine kesin gözüyle bakılan bir şarkıcıyken bir televizyon programına, Cem Özer’in talk show’una katılmasıyla birlikte kendini yeniden yarattı. O programda siyah-beyaz “Unutmamalı” klibi gösterildi ve tarihin akışı değişti. Cem Özer unutuldu, Tarkan kaldı.

“Aacayipsin” çıktığında bütün mağazalardan, bütün arabalardan aynı anda “Hepsi Senin mi?” şarkısı yükseliyordu. Düpedüz aşağılayıcı olan bu ifadeyi bile normalleştirmişti. O güne kadar Türkiye’de gazete genel yayın yönetmenleri pop müzik üzerine köşe yazısı yazmazdı. Ancak Tarkan’ın kaç tane Ertuğrul Özkök yazısına konu olduğunu sayamam.

Bugün hiç kimse aynı etkiyi yaratamaz çünkü o zamanlar tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kitleler sınırlı kaynaklardan besleniyordu. Hepimiz aynı televizyon programını izliyorduk mesela. Aynı referanslara sahip olduğumuz için aynı esprilere gülüyor, aynı şarkıları ezberleyebiliyorduk. Dolayısıyla bir gecede star olmak da tarihin en son o döneminde mümkündü.

Bugün, hem yaşım gereği hem de ilgisizliğimden, Türkiye’deki popüler kültürü hemen hemen hiç takip etmiyorum. Ama berbat bir karakter olduğuna herkesle bahse girebileceğim Blok 3 gibi tipler bir şekilde gelip önüme düşebiliyor. Bugün kulaktan kulağa yayılarak şöhret olmak, farklı kaynaklardan beslenen kitlelere kendi adını duyurabilmek çok daha zor. Bugün........

© Habertürk