Souvenirs d'İlber
Yazı işini gündelikten kalıcıya dönüştürmeyi hayal ettiğim, gündelik yazının kalıcı yazının yolunu açacağını düşündüğüm saf gençlik yıllarımda sahip olduğu eşyalar yüzünden ölümü erteleyen bir karakter üzerine çalışıyordum. Doğumuna kendisinin karar verememesinin bir tür telafisi olarak kendi ölümünü tasarlayan bu karakterin planlarını okuyamadığı kitaplar, izleyemediği filmler, dinleyemediği albümler erteliyordu. Meraktan izlediği dizilerin yeni sezonunu beklemek zorunda kaldığından her seferinde bir yıl daha ileri atmak zorunda kalıyordu ölümünü. Bir süre sonra genç ölmek için fazla yaşlı olacaktı.
İlham aldığım kişi bizzat kendim ve bir zamanlar yaşadığım, duvardan duvara kitap, DVD ve CD dolu evimdi. Ölene kadar hepsini okumama, izlememe, dinlememe imkan yoktu. Daha da fenası yurtdışı gezilerinde doldurulan valizler veya kapıya gelen kolilerle koleksiyonum / arşivim / kalabalığım giderek büyüyordu.
Bir ara evdeki bütün filmleri izlemeyi tamamlamadan yeni bir DVD almamayı, sinemaya gitmemeyi düşündüm ama bu da beni gündelik hayattaki sohbetlerden koparacaktı. Profesyonel bir “kaçırıcıyım” halbuki. Bazı fenomenleri özellikle popüler olduğu yıllarda kaçırıyorum, “Lord of the Rings” serisi gibi ne kitaplara ne filmlere bulaşıyorum veya “Da Vinci Şifresi” gibi yıllar sonra okuyup / izleyip heyecanlanıyorum.
Popüler kültür tüketiminin tamamlayıcı unsurlarından biri üzerine konuşmak, okumaktır. Çevremde 15 sene gecikmeyle hiç kimsenin Hıristiyanlık’ın en büyük sırrı üzerine (spoiler: İsa’nın soyu bir kadın tarafından sürdürülecekmiş ama…) konuşacak hiç kimseyi bulamamak beni telafi edilemez bir yalnızlığa sürüklüyor.
Bunun çözümü yeni hiçbir şeye bulaşmamak, eldekini tüketmek ve ölümü beklemek mi? Hala kararımı verebilmiş değilim. Bu seçeneği tercih etsem bile eldeki malzemeyi tüketmek için yeterli vaktim olup olmadığını bilmiyorum.
İstanbul’daki evimi boşalttığımda dağıttığım eşyalar üzerimden büyük bir yükü kaldırdı. O aralar çok fazla ev taşıdım. New York’ta farklı mahalleler, bir ara D.C., sonra Brooklyn ve Paris arasında gidip gelen yaşam. Her seferinde eşyaları toplarken bir daha okumayacağım kitapları saklamanın anlamını sorguladım. Taşıması zor, ağır ve çok fazlalardı. Artık okuduğum kitabı bitirdiğim yerde bırakıyorum. Arkadaş evlerinde, otel odalarında, kiralık yazlıklarda, arkadaş teknelerinde. Ama bir valize sığarak yaşama idealimden de çok........
