menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kapsayıcılık mı, ruh kaybı mı?

76 0
22.05.2026

Kocaeli Stadyumu’nda aynı gece art arda iki sahne yaşandı .

Birincisinde tribünler coştu; müzik vardı, dans vardı; organizasyonun kalabalık göstergesi olarak sahneye çıkan gençler tribünleri coşturmak için ellerinden geleni yaptılar.

İkincisinde aynı kürsüye Cumhurbaşkanı Erdoğan çıktı ve Nurettin Topçu’nun “Ömerler ile Akiflerin tam ortasında duran Fatih’in ruhu hakikatte bizim vücudumuzda devam ediyor” sözlerini okudu.

Sezai Karakoç’un “diriliş nesli”nden, Necip Fazıl’ın “Büyük Doğu nesli”nden söz etti.

Karşısındaki kalabalığın bu neslin öncü neferleri olduğunu söyledi.

Erdoğan AK Parti’nin ‘core’ tarafına sesleniyordu ve söyledikleri partinin kurucu doğasıyla çelişmiyor, özetliyordu.

Ancak bu sözler stadyumda zoomlanan o büstiyerli technogirl’lerle örtüşmedi. Herhangi bir club’ta gibi dans eden gençlere AK Parti’nin ‘core’ tabanından eleştiriler geldi.

Muhalefetten bazı sosyal medya hesapları ise kendilerini bir anda dev ekranda görüp şaşıran insanların yüzünü kapama gibi anlık istemsiz reflekslerine ( ki çoğu sonrasında el sallıyordu) “ AK Parti'yi desteklemek utanılacak bir şey olduğu için yüzlerini kapadılar” goygoyu yapmayı tercih etti. Oysa AK Parti’nin bu clubber havaları eleştiren tabanının aksine muhalefetin görmesi gereken belki de o salonun heterojenliğiydi. Meğer gençler ateist olmuyormuş, çok ciddi işlerin arasında bile eğlenmek istiyormuş.

Siyaset bilimcisi Otto Kirchheimer, 1966’da bir kavram önerdi: catch-all party — her rengi bünyesinde eritmeye çalışan, ideolojik keskinliğini törpüleyerek seçmen tabanını azami genişliğe taşıyan kitle partisi.

Kirchheimer bunu bir zafer olarak değil bir dönüşüm olarak tanımladı: Parti ideolojik bir topluluk olmaktan çıkıyor, seçim kazanma makinesine dönüşüyor. Kazanıyor. Ama kazandıkça parti kimliğini referans alan........

© Habertürk