menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye ne yapmalı?

91 0
24.02.2026

Soğuk Savaş döneminin sona ermesini, aynı zamanda Birinci Dünya Savaşı’nın gerçek anlamda sonu olarak gören tez hayli yaygındır. Esasen kabaca özeti şu. Birinci savaş sonrasında Osmanlı ve Avusturya-Macaristan imparatorlukları yıkıldı. Soğuk Savaş’ın büyük sonucu ise Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıydı.

1990’lı yılların başında dünyada ABD’yi merkeze alan abartılı ya da büyük iddialarla dolu tezler uçuşmaya başladı. Ancak kısa sürede en başta ABD ve onun etrafında bu tezleri üretenler, pabucun pahalı olduğunun farkına vardı.

Şöyle de ifade edilebilir. Küreselleşmenin “sonsuz kuşatıcılığı” ve insanlığa sunduğu “fırsatlar”ın, esasında ne büyük sorunların içine girmek olduğunu bedeller ödeyerek anladılar.

DÜNYAYI TEK BAŞINA YÖNETMEK

Bir de şuradan bakalım. Bir anda en büyük rakibiniz parçalanıyor, Berlin Duvarı yıkılıyor. Dünyayı tek başına sizin yöneteceğinizi düşündüren muazzam bir boşluk ortaya çıkıyor. Brent Scowcroft’tan ilginç bir değerlendirme aktarayım:

“Bizim unuttuğumuz nokta dünyayı yönetmeye pek alışkın olmamamızdı. Biz sadece seçim yaptık. Şimdi bir anda hepsi ortadan kayboldu ve sahnede biz varız. En önemlisi biz hala Soğuk Savaş zihniyetine saplanıp kalmış durumdaydık.” (B. Scowcroft, Zbigniew Brezinski, Amerika ve Dünya, Profil Yayınları, s.25.)

Aynı kitaptan Zbigniew Brezinski’nin şu sözlerini........

© Habertürk