menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hayatta yaptığın en kötü şey

75 0
07.04.2026

“Drama” (The Drama), Norveçli sinemacı Kristoffer Borgli’nin yazıp yönettiği dördüncü uzun film… İlk filmi “DRIB”den (2017) sonra çektiği “İlgi Manyağı” (Syk Pike), 2022’de seyrettiğim en iyi filmlerden biriydi. Karakterleri ve hikâyesiyle çağımızın ruhunu yansıtıyordu.

“İlgi Manyağı”nın ardından Hollywood’un radarına girmesi şaşırtıcı olmadı. Başrolünde Nicolas Cage’in oynadığı ilk Hollywood filmi “Rüya Senaryo” (Dream Scenario - 2023), önceki filmi kadar beğenilmedi belki; ama özgün hikâyesiyle alternatif bir bilimkurgu örneği olarak hafızalarda iz bıraktı.

Robert Pattinson ve Zendaya gibi iki Hollywood yıldızıyla çektiği “Drama”, önceki iki filmi gibi yine özgün bir hikâyeye sahip. Ama özgünlük her zaman hedefe ulaşmanın garantisi değil. Çünkü önemli olan, fikri nasıl geliştirdiğiniz…

Tipik bir “oğlan kıza rastlar” sahnesiyle başlıyor “Drama”. Tanışma sekansının ardından Kristoffer Borgli, Jean-Luc Godard’ın 1960’lardaki Yeni Dalga filmlerini hatırlatan şekilde bizi allak bullak eden bir zaman atlaması yapıyor. “İlişki ne ara bu kadar ciddileşti, evlilik ne zaman gündeme geldi?” diyemeden kendimizi bir anda, nikah hazırlıklarının öncesinde buluyoruz. Emma (Zendaya) ve Charlie’nin (Robert Pattinson) arkadaşlarıyla yaptığı sohbetlerin nikah yemeğindeki gelin ve damat konuşmalarıyla ilgili olduğunu anlamamız, biraz zaman alıyor üstelik.

Borgli, alışageldiğimiz “sekans, sahne, plan” akışını altüst eden montajını sürdürüyor. Filmine nefes aldırmadan, diyalogları diyaloglara düz kesmelerle bağlıyor. Kafamızı karıştırmaktan başka bir işe yaramadığını düşündüğümüz, zaman kavramını bozunuma uğratan bu montaj, filmin dramatik düğümünün atıldığı veya hikâyenin şekillendiği yerde kesintiye uğruyor. Charlie, Emma, Rachel (Alana Haim) ile Mike’ın (Mamoudou Athie) düğün yemeğinin verileceği mekânda menüye karar verme numarasıyla kafayı buldukları muhabbet uzuyor. Bir anda herkes sırayla “Hayatta yaptığın en kötü şey ne?” sorusuna yanıt vermek zorunda kalıyor ve yaptığı itirafın ardından Emma’nın, Charlie ile ilişkisi, nikah töreninin öncesinde çok ciddi bir krize giriyor.

Çok iyi yazılmış ve filmin geri kalan için anahtar niteliği taşıyan bu sahnenin sonunda “Borgli, yine harika bir çıkış noktası veya fikir yakalamış” diye düşünmemek elde değil. Ne var ki, hikâyenin geri kalanının o kadar iyi geliştirildiğini söylemem zor. En azından kendi adıma…

Filmin “İlişki nereye doğru gidecek?” sorusu üzerinden gelişmesine elbette hiçbir itirazım yok. Ama o gece Emma’nın soğuk duş etkisi yapan açıklamasına tek yönlü olarak bakılması, ona gösterilen tepkideki ikiyüzlülüğün tümüyle alt metne gömülmesi, seyirciye bırakılması ve odağa alınmaması, bence filmin rotasını bozuyor.

İkiyüzlülükten neyi kastettiğimi özetlemeye çalışayım: Emma’nın itirafı sonrasında aniden agresifleşen, onu suçlayan ve Charlie’yle evlenmesine karşı çıkan kişinin Rachel olması hayli kritik bir nokta… Filmin sonuna kadar Emma’ya yüklenmeye ve onu suçlamaya devam ediyor. Tüm bu süreçte, kuzenine olup bitenleri hatırlatarak Emma’nın suçluluk duygusunu büyütmeye ve Charlie’nin vereceği kararı etkilemeye........

© Habertürk