menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

En gerçek doğa sporu

73 0
29.04.2026

İzlandalı yönetmen Baltasar Kormakur’un, “hayatta kalma mücadelesini” konu alan filmlerinin sayısı artıyor. “The Deep” (2012), “Everest” (2015) ve “Sürükleniş”ten (Adrift - 2018) sonra şimdi de “Apex”le karşımıza geliyor.

Küçük bir kamp çadırının içinde açılıyor film. Çadırın tam olarak nerede kurulduğunu ve içerdeki çiftin geceyi nasıl geçirdiğini gördüğümüzde, kaya tırmanışı yapan iki dağcı için tehlike ve riskin hobi olduğunu anlıyoruz.

Malum, adrenalinin bir tür bağımlılık olduğu iddia edilir. Bazı insanların adrenalin salgısını tetikleyen doğa sporlarına ve riskli aktivitelere ihtiyaç duyduğu varsayılır. Hedefleri adrenalin patlaması yaşamak ve böylelikle kendilerini daha iyi hissetmektir.

Norveç’teki Troll Duvarı’nda zirveye ulaşmaya çalışan çiftin de adrenalin bağımlısı olduğunu öne sürmek mümkün. Kuşkusuz can güvenliklerine çok dikkat ettikleri, her hareketlerini ölçüp biçerek yaptıkları belli. Ama yine de göze aldıkları tehlike onları diğer doğa sporcularından ayırıyor. Bildiğiniz, ölüme meydan okuyorlar. Tıpkı aksiyon filmlerinin kahramanları gibi… Ki onların dünyayı ya da insanları kurtarmak gibi somut hedefleri vardır. Sasha (Charlize Theron) ve Tommy (Eric Bana) ise sadece keyif için tehlikeye atılıyorlar.

Özellikle de Sasha… Kaldı ki, açılış sekansı, Sasha’nın daha hırslı olması üzerine kurulu... Erken kalkıp keyifle aşağıya baktığı andaki kadraj, yükseklik korkusuna sahip seyircileri ekran başından hemen uzaklaştıracak cinsten… Tırmanış öncesi koyduğu hedefe mutlaka ulaşmak istiyor. Son hamleyi bir türlü yapamadığı ve aynı noktada defalarca düştüğü çıkıntıyı aşmaktan vazgeçmiyor. Aynı gece boşluğa asılı kamp çadırında Ben, “Yaşımız ilerliyor, risklerden biraz kaçınsak mı?” diye konu açtığında Sasha rahatsızlığını hemen belli ediyor; hatta sinirleniyor. Tam da bu diyalog sırasında hikâyenin nereye doğru gideceğini tahmin etmek pek zor değil. Ben’in mantıklı ve makul teklifini Sasha’nın konuşmak dahi istememesi ilişkinin yakın geçmişi hakkında bazı fikirler veriyor. Belli ki, Troll Duvarı’nda olmalarının nedeni Sasha… Ve bu durum, filmin hikâyesini belirleyen en önemli unsur…

Trajik hadise ve onun peşinden gelen “5 ay sonra” yazısının ardından Sasha’yı Avustralya’da tek başına, New South Wales’deki milli parkta yeni maceralar peşinde dolaşırken gördüğümüzde aklımıza takılan ilk nokta, suçluluk duygusuyla nasıl baş ettiği sorusu…

Milli parkın güvenlik görevlisinin “Tek başınıza gezmenizi tavsiye etmiyoruz” demesi ve kaybolan insanların fotoğraflarının olduğu panoyu görmesinin, Sasha’yı hiç etkilemeyeceğinin farkındayız. Açılışta hayatı yolunda giderken göze aldığı tehlikeleri gördükten sonra adrenalin konusunda daha ileriye gidebileceğini tahmin ediyoruz. Hatta aklımızın bir köşesine bir özyıkım psikolojisiyle yaşayıp yaşamadığı sorusu bile geliyor.

O yüzden, “Tek başına asla gitme” denilen yere gitmesi, parkın ıssız bölgelerini tercih etmesi ve benzin istasyonunda onu yalnız başına görür görmez gözlerini diken erkek avcılarla karşılaşmaktan rahatsız olması ama korkmaması, bizi hiç şaşırtmıyor.

Güvenliği için yanına........

© Habertürk