Sabah 100 kez zıplamak insanı mutlu eder mi?
Bu sabah güne, olduğum yerde, 100 kez zıplayarak başladım! Düşündükçe “Bu saçmalığa nasıl kandım” diye hala kendi kendime kızıyorum ama işte çaresizce bir hissin peşinde koşarken insan kendini akla hayale gelmedik hallere sokabiliyor… Dizlerimdeki sızıyla birlikte size gece uykuya dalarken hiç aklımda olmayan bu zıplama işine sabah gözümü açar açmaz neden giriştiğimi anlatayım..
Tolstoy’un yazdığı tüm cümleler içinde en çok kıskandığım, bir arkadaşına yolladığı mektuptaki “Mutluluğum sınır tanımıyor” cümlesi… Hislerimi bu üç kelimenin yan yana geleceği bir cümleyle açıklayabileceğim ‘an’lar peşinde koşup duruyorum yıllardır. Doğrusu, ne zaman başımı üzerine çıkarmayı başarsam, küçücük dalgalarıyla beni diplere çeken kocaman bir deniz olan hayatımın herhangi bir noktasında mutlulukla karşılaşıp sohbet etmişliğim vardır benim de! Ancak Borges’ten farklı olarak ben her mutlu anımın ardına takılan, bitmek bilmeyen yollar, sonu gelmeyen filmler gibi uzun mutsuzluklarım için “İlahi bir şaka” deyip geçemiyorum.
Birkaç yıl önce okumuştum ünlü kişisel yaşam koçu Talane Miedaner, daha iyi bir yaşam için yaşam enerjilerimizi artırmamız gerektiğini, bunun için de ilk yapmamız gereken şeyin katlanmak zorunda kaldığımız her şeyden kurtulmak olduğunu söylüyordu: “İşinizden mi bunaldınız, kurtulun ondan... Eşinizden mi bunaldınız, kurtulun ondan... Arabanızdan mı bunaldınız, kurtulun ondan... Evinizden mi bunaldınız, kurtulun ondan... Arkadaşlarınızdan mı bunaldınız, kurtulun hepsinden... Bakın çok mutlu olacaksınız...”
Miedaner’in ‘mutluluk’ için verdiği formülle ilgili siz........
© Habertürk
