Gerçeklik ilgisizliği
The Matrix filminde geçen şu sahneyi izleyenler hatırlayacaktır.
Morpheus'un ekibinden olan Cypher, Ajan Smith ile bir restoranda yemek yer ve arkadaşlarını tuzağa düşürmek üzeredir. Yemekte çatala sapladığı bifteği ağzına koymadan önce şunları söyler:
“Bu bifteğin gerçek olmadığını biliyorum. Onu ısırdığımda Matrix'in beynime bunun sulu ve lezzetli olduğunu söylediğini de biliyorum.”
Wachowski kardeşler, Matrix’i çekerken Baudrillard’ın Simülakrlar ve Simülasyon kitabından doğrudan esinlenmişlerdi. Öyle ki filmin başında Neo’nun yasa dışı olarak hazırladığı disketleri Baudrillard’ın bu kitabının arasından çıkardığı sahne görünür ekranda.
Ancak Jean Baudrillard, Matrix filminin kendi teorisini yanlış anladığını ve Matrix'in sahte bir dünya ve arkasında gizlenen gizli bir gerçeklik sunduğunu söylemişti. Baudrillard’a göre günümüzdeki asıl tehlike, arkasında hiçbir gerçeğin kalmadığı, simülasyonun bizzat tek gerçeklik haline geldiği bir dünyada yaşamamızdır.
İşte bugünlerde tam olarak bunu yaşamaya başlıyoruz.
Yapay zeka üretimli görüntülerden bahsediyorum…
Esasında insan binlerce yıl boyunca gözüne güvendi. Görmeden inanmam, gözüme mi inanayım sana mı, sözleri boşuna ortaya çıkmadı. Çünkü insan beyni, gördüğünü büyük ölçüde gerçek kabul edecek şekilde gelişti. Bu, varoluşsal bir zorunluluktu.
Şimdi bu kadim güvence, yapay zekanın ulaştığı hipergerçekçi seviye karşısında ilk kez sarsılıyor.
Gözümüzün gördüğü şey insanlık tarihimiz boyunca ilk kez gerçek olmayan öğelerle dolup taşıyor.
Bu konudaki temel kriz bizim için ilk başta şuydu.
Gerçek ile gerçek olmayan görüntüleri nasıl ayırt edeceğiz? Buna yönelik nasıl önlemler alabiliriz? Buna karşı yazılımlar geliştirilmesini nasıl sağlayabiliriz? Devletler bu yeni dezenformasyona karşı neler yapmalı?
Görüntüleri izleyen insanlar, izlediklerinin yapay zeka tarafından üretildiğini bilirse buna inanmazlar ön kabulü üzerinden bu soruları sorduk hep.
Ancak bugün kriz üst bir aşamaya geçmiş görünüyor.
Artık........
