İhracata radikal reçeteyi yazdıran üçlü kıskaç
Ekonomi yönetimi, imalatçı ihracatçılar için kurumlar vergisini ’den %9’a indiren o radikal adımı nihayet attı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı bu paket bir tercih değil, bizzat Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in sunumlarındaki grafiklerde kristalize olan "makroekonomik bir zorunluluk." Ankara’yı bu devrim niteliğindeki karara zorlayan tablo, dış pazar durgunluğu, ikinci Çin şoku ve değerli TL kıskacından oluşan üç ayaklı bir baskı mekanizmasıdır.
İhracat pazarları durgun
Bakan Şimşek’in her fırsatta vurguladığı bir gerçek var: İhracatın döviz kuruna duyarlılığı 1 birimse, dış pazarların büyümesine duyarlılığı tam 11 birimdir. Yani dünya dönmüyorsa, kur ne olursa olsun mal satamazsınız.
Grafikler alarm veriyor: 2025 yılında dünya ekonomisi %3.4 büyürken, Türkiye’nin ana pazarlarındaki büyüme sadece %2.4’te kaldı. 2026 tahmini ise daha vahim; küresel büyümenin %3.1’e gerilemesi beklenirken, bizim en büyük pazarımız olan Avrupa Birliği’ndeki büyüme tahmini %1.3, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da ise %1.1. Hatta Türkiye’nin mal ve hizmet ihracatının yüzde 95’ini oluşturan pazarlarda büyüme yüzde 1,6 bekleniyor.
Bu durum, ihracatçımızın potansiyel alıcılarının iştahının yarı yarıya kesilmesi demektir.
İkinci Çin Şoku........
