menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çalış, tüken, kaç!

5 0
15.03.2025

Orta yaşlılar, yıllarca emek verdikleri kurumsal hayatı terk edip “Benim burada ne işim var?” diye soruyor. Herkes bir yere kaçmak istiyor ama kaçanlar da tam anlamıyla huzuru bulamıyor. Peki, neden bu hale geldik?

Bir zamanlar çalışmanın bir anlamı vardı. “Üreten toplum” kavramı hâlâ bir şey ifade ediyordu. İşini iyi yapan, liyakat sahibi olan, emeğinin karşılığını alıyordu. Bugünse Türkiye’de çalışanlar için durum bambaşka. Sabahın köründe yola çıkıp, mesai bitiminden sonra da “ekstra işler” yapmak zorunda olan milyonlarca insan var. Hafta sonları, resmi tatiller, dinlenme hakkı… Bunlar artık lüks. Öyle ki, modern kölelik düzeni kendini “şirket kültürü” olarak pazarlıyor. Şirketler, çalışanlarına sanki bir aileymiş gibi yaklaşırken, işten çıkarma kararları bir Excel tablosundaki sayılardan ibaret oluyor. Çalışanların isimleri yok, sadece maliyetleri var.

Üstelik bütün bu çabanın karşılığı da yok. Enflasyon maaşları yutuyor, kiralar uçmuş, mutfak alışverişi yapmak bile lüks olmuş. Çalışıyorsun, çabalıyorsun, ama hep aynı noktadasın. “Geçinemiyorsak, neden bu kadar çalışıyoruz?” sorusu, zihinleri kemiren bir karamsarlığa dönüşüyor. Eskiden iş değiştirmek yeni bir başlangıç sayılırdı, şimdi birçok kişi için sadece aynı sefaletin farklı bir adresi. Kurumsal dünya, çalışanlarını tüketirken onların yerine yenilerini bulmakta zorlanıyor. Çünkü artık insanlar bu çarka girmek bile istemiyor.

Gençler açısından durum daha da vahim. Yıllarca eğitim alıyorlar, gecelerini gündüzlerine katarak çalışıyorlar, sonra iş aramaya başlıyorlar ve karşılarına çıkan maaş teklifleri trajikomik. 25 yaşında bir insanın ailesiyle yaşaması, sosyal hayata dair hiçbir şey yapamaması ve geleceğe dair hiçbir umuda sahip olmaması artık normal karşılanıyor. Daha da kötüsü,

© Haberton