menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

YAPAY ZEKÂ ÇAĞINDA İNSANIN İNSAN KALMASI'NA DAİR...

10 0
14.08.2026

Sevgili dostlar teknoloji insanın elindeki imkânı büyütebilir; fakat insanın niçin var olduğunu söyleyemez. Asıl mesele, yapay zekânın ne kadar akıllı olacağı değil, insanın sahip olduğu aklı hangi istikamette kullanacağıdır.

İnsanlık, tarihinin belki de en büyük teknolojik dönüşümlerinden birinin içinden geçiyor. Yapay zekâ artık yalnızca hesap yapan, veri işleyen veya kendisine verilen komutları yerine getiren bir araç olmaktan çıkıyor. Yazıyor, resim üretiyor, teşhis süreçlerine yardımcı oluyor, hukukî metinleri analiz ediyor, eğitim veriyor, bilimsel araştırmalara katkı sağlıyor ve insanın zihinsel emeğinin önemli bir bölümünü yeniden şekillendiriyor.

Bu gelişmeler karşısında insanlığın önünde iki ayrı yol beliriyor.

Birincisi, teknolojiyi insanın yerine koyan yol.

İkincisi ise teknolojiyi insanın varlık sebebine hizmet eden bir vasıta olarak gören yol.

Kanaatimce asıl tartışmamız gereken mesele budur.

Çünkü yapay zekâ çağında en büyük tehlike, makinelerin insanlaşması değil; insanın makineleşmesidir.

İnsan, sadece düşünen ve üreten bir varlık değildir

Modern çağ insana büyük imkânlar kazandırdı. Fakat aynı zamanda insanı çoğu zaman üretim, tüketim, performans, rekabet ve ölçülebilir başarı üzerinden tanımlamaya başladı.

İnsanın değeri ne kadar kazandığıyla, ne kadar ürettiğiyle, kaç kişiye ulaştığıyla, kaç takipçisinin bulunduğuyla veya ne kadar güçlü bir teknolojiye sahip olduğuyla ölçülmeye başlandı.

İşte burada büyük bir yanılgı ortaya çıkıyor:

İnsan, ürettiğinden daha değerlidir.

Çünkü insan yalnızca ekonomik bir unsur değildir.

İnsan anlam arayışıdır.

İnsan, kendisini aşan bir hakikatin peşinde koşabilen bir varlıktır.

Kur’an insanı yalnızca biyolojik bir canlı olarak tarif etmez. Ona yeryüzünde bir sorumluluk yükler:

“Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım.”(Bakara, 2/30)

Bu ifade, insanın yeryüzündeki varlığını sınırsız bir hâkimiyet olarak değil, sorumluluk ve emanet perspektifinden okumamızı gerektirir.

Dolayısıyla Kur’an'ın medeniyet tasavvurunda teknoloji amaç değildir.

İktidar amaç değildir.

Servet amaç değildir.

Bilgi dahi tek başına amaç değildir.

Bütün bunlar insanın hakikate, adalete, merhamete ve hayra yönelmesine hizmet ettiği ölçüde anlam kazanır.

Teknoloji insanın efendisi değil, hizmetkârı olmalıdır

Yapay zekâ bize çok önemli bir imkân sunuyor.

İnsanlığın biriktirdiği muazzam bilgiye daha hızlı ulaşmak, karmaşık problemleri daha kısa sürede çözmek, hastalıklarla mücadelede yeni yöntemler geliştirmek, eğitimi yaygınlaştırmak, üretimi verimli hâle getirmek ve dünyanın farklı bölgelerindeki insanların birbirleriyle daha kolay iletişim kurmasını sağlamak…

Bütün bunlar insanlık için büyük nimetlerdir.

Ancak bir teknolojinin güçlü olması, onun otomatik olarak hayırlı olduğu anlamına gelmez.

Aynı teknoloji adalet için de kullanılabilir, zulüm için de.

Bilgi insanlığı aydınlatabilir; fakat yanlış ellerde manipülasyona dönüşebilir.

Yapay zekâ eğitimi demokratikleştirebilir; fakat insanı düşünmekten tamamen uzaklaştırırsa zihinsel tembelliği de büyütebilir.

Teknoloji insanın işini kolaylaştırabilir; fakat insanı kendi vicdanından ve sorumluluğundan uzaklaştırırsa kolaylık, zamanla bir yabancılaşmaya dönüşebilir.

Bu nedenle geleceğin temel sorusu:

“Yapay zekâ neler yapabilecek?”

“İnsan, yapay zekâ ile neler yapmayı seçmelidir?”

Maddeci yanılgı: İnsanı maddesine indirgemek

Çağımızın en büyük problemlerinden biri, insanı yalnızca maddî varlığı üzerinden açıklama eğilimidir.

Davranış kalıplarıdır.

Tüketim alışkanlıklarıdır.

Bütün bunlar insan hakkında bize önemli bilgiler verebilir.

Fakat insanı bütünüyle açıklamaz.

Çünkü insanın “Ben kimim?”, “Niçin varım?”, “İyi nedir?”, “Adalet nedir?”, “Ölümden sonra ne olacak?”, “Bir başkasının acısı beni neden ilgilendiriyor?” gibi sorular sorması, onu salt maddî mekanizmaların ötesinde anlamlandırmamızı gerektirir.

Maddeyi tek gerçeklik kabul eden anlayış, insanın mana boyutunu ihmal........

© Habername