menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir Milletin Yeniden Doğuşu: 15 Temmuz’un Hatırası ve Bartın’ın Şahitliği

12 0
15.07.2026

Tarih, bazen aylarca, yıllarca süren bir durgunluktan sonra, bir gece yarısı ansızın ivme kazanır. İnsanlık hafızası, sıradan günleri unutur ama o “kırılma anlarını”, yani tarihin akışının değiştiği o meşum ama bir o kadar da kutlu saatleri asla unutmaz. 15 Temmuz 2016 gecesi, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en derin, en hain ama bir o kadar da en şanlı direnişine ev sahipliği yaptı.

İhanetin Gölgeleri ve Bir Dekanın Gözünden O Gece

Sizlerle her hafta buluşmak üzere verdiğim sözü, hayatın yoğun akışı ve sorumlulukların ağırlığı altında maalesef bir süredir yerine getiremedim. İnsanın iradesi dışında gelişen süreçler, bazen bizleri en kıymet verdiğimiz dostluklardan ve kalemimizle kurduğumuz o gönül köprülerinden uzaklaştırabiliyor.

Bu uzun süreli sessizliğimden dolayı hepinizin yüksek müsamahasına sığınıyor, her birinizden ayrı ayrı haklarınızı helal etmenizi rica ediyorum.

Ancak her nihayet bir başlangıçtır; 15 Temmuz gibi hafızalarımıza kazınan, milletimizin kaderini değiştiren o büyük ve kutlu direnişin yıl dönümü, bana sanki yeniden bir silkinme, kendime gelme ve unuttuğum o heyecanı tekrar hatırlama vesilesi oldu.

Tarih, bazen aylarca, yıllarca süren bir durgunluktan sonra, bir gece yarısı ansızın ivme kazanır. İnsanlık hafızası, sıradan günleri unutur ama o “kırılma anlarını”, yani tarihin akışının değiştiği o meşum ama bir o kadar da kutlu saatleri asla unutmaz. 15 Temmuz 2016 gecesi, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en derin, en hain ama bir o kadar da en şanlı direnişine ev sahipliği yaptı. O gece, sadece gökyüzünde savaş uçaklarının sesi yankılanmıyordu; o gece, bir milletin varlık yokluk kavgası, bir medeniyetin küllerinden doğuşunun sancısı yaşanıyordu.

Bir Dekanın Gözüyle 15 Temmuz Gecesi

O gece, Bartın İlahiyat Fakültesi’nin kurucu dekanı olarak masamda yine yoğun bir mesai içerisindeydim. Akademik dünyanın ağır sorumluluğu, derslerin hazırlığı ve fakültemizin gelişimi için atılan adımların telaşıyla, dış dünyanın akışından kopmuştum. Gece 12'ye doğru, evime dönmek üzere kampüsten ayrılırken, güvenliğin o tedirgin bakışları ve dudaklarından dökülen "Hocam, Ankara’da bazı olaylar oluyor, darbe girişimi varmış" cümlesi, hayatımın en kritik anlarından birinin başlangıcıydı.

Bu kare, Bartın üniversitemizin devletine ve milletine olan bağlılığının en net göstergesidir. Bartın Üniversitesi Rektörümüz Sayın Prof. Dr. Ramazan Kaplan Beyefendi, kürsüden gür bir sesle halka sesleniyor, ihanete karşı duruşunu en net şekilde ortaya koyuyordu. Rektörümüzün bu vakur ve cesur duruşu, akademik camianın darbeye karşı nasıl bir tavır alması gerektiği konusunda tarihi bir dersti. Rektörümüzün milletvekillerimiz ve siyasi parti temsilcileriyle birlikte yanındayız ve tek yürek, tek yumruk olmuştuk.

İnsan, huzurun ve düzenin olduğu bir atmosferden, bir anda kaotik bir ihanetin içine düştüğünde önce "İnanamaz". O an, sadece bir dekan olarak değil, bu........

© Habername