KRİTİKTEN TEFEKKÜRE: Referans Kayması Analizi-2
Bilgi; su gibidir. Hayat verir, her canlıda bulunur. Bir kısmı yağmur gibi havadan düşer; biz istemesek de başımıza yağar. Bir kısmı ise kuyu suyu gibidir; emek vererek, çaba göstererek elde edilir. Bir kısmı da dağlardan süzülerek, içerisine türlü türlü faydalı mineralleri, tozu toprağı katarak akıp gelen dere suları gibidir. Kullanım amacına göre türlü işlemlerden geçirilmesi gerekir.
Düşünme; bu suyu kullanmak gibidir. En basit haliyle dereden bir avuç su alıp içmek, biçimsel bir eylem ve emek gerektirir. Ama bu emek çok basit ve yüzeyseldir; tarlamızın başından zaten doğal olarak geçmekte olan suyu çevirip tarlamızı sulamak gibi doğrudan eylemler içerir.
Fakat herkes suyu böyle basit haliyle kullanmaz. Onu arıtmak gerekir, eğim vermek gerekir, yol açmak gerekir, boru döşemek, belki de basınçlandırmak gerekir... Bu şekilde yüzlerce teknik gereklilikten bahsedilebilir. İşte bu süreç, derin düşünmeye benzer.
Bir kısım insan da vardır ki; bu suyu en az emekle, en düşük maliyetle, en yüksek verim ve hacimle, kontrol edilebilir bir debiyle kullanmak için türlü türlü tasarımlar yapar ve tesisatlar kurar. İşte bu ise akletmedir.
Yani akletme; derin düşünceye mühendislik katmaktır.
Her insan bir şekilde bilgi edinir ve onu işler (doğal ve istemsiz düşünme); ama az insan o bilgiyi sistemli bir işlemden geçirerek işler (istemli ve nitelikli düşünme). Daha az insan bu işlem sürecini detaylandırır ve derinleştirir (tefekkür boyutu). Çok daha az insan ise bu derinliği verimli, sürdürülebilir ve tutarlı bir niteliğe kavuşturabilir (akletme boyutu).
Unutulmamalıdır ki su, disiplin altına alınıp kontrol edilmezse yıkıcı bir sele dönüşebilir; bu yüzden bentler,........
