"BOŞVER ARAPLARA PARA KAPTIRMA"
İki yıla yakındır siyasetle ilgili yazı yazmıyorum. Bu dönemde Türkiye’de ve dünyada çok çok önemli gelişmeler oldu lakin yine de yazmadım. Çünkü tecrübem bana gösterdi ki siyaset; çok karmaşık, çok bilinmeyenli en önemlisi de sık sık rota değiştiren bir yapıya sahip.
Tüm bunlar doğru; yalnız son son 5- 10 gündür Türkiye iç siyasetinde yaşanan olaylar beni yazmaya çok zorladı. Bu yazı tam da bu zamana yakışır.
CHP’de yaşanan iç gerilimlerden bahsetmiyorum. Bu gelişmeler, CHP’nin tarihini, iç dinamiklerini, dayandığı kültürel ve sosyal tabanını bilenler için çok da şaşırtıcı değil.
CHP ve onun kadroları, kurucu parti olmanın avantajlarını iyi kullanarak elde ettikleri siyasi, ekonomik, sosyolojik ve kültürel üstünlüklerin kendilerine sağladığı imkânlar sebebiyle gerçek bir “halk partisi” olmamıştır; olması da mümkün değildir. ( kısa bir Ecevit dönemi hariç). Bunun sebebi CHP yöneticileri değildir; sosyoloji ve siyaset ilminin kanunlarıdır.
"SAĞ SAĞ DEĞİL; SOL DA SOL DEĞİL"
Herkesin bildiği bu gerçeği, yıllar önce Türkiye’de sağ ve sol oluşum üzerine kafa yormuş ve sağın neden sağ olmadığını, aynı şekilde solun neden sol olmadığını İdris Küçükömer çok güzel açıklamış ve:
“Türkiye’de aslında sağ soldur, sol da sağdır.”hükmünü vermiştir. Bunu da şöyle açıklamıştır:
“…Türkiye’de sol, klasik Batılı anlamda bir işçi/çalışan/emekçi/çiftçi sınıfı örgütlenmesi değildir… Jakobenliği ve elitizmi temsil eder…” Bu yüzden batılı anlamda sol değildir. Aynı şekilde Türkiye’de sağ da, Avrupa’da olduğu gibi büyük toprak sahipleri ve büyük sermayeyi temsil eden gruplardan çıkmamış, onlara dayanmamıştır. Tam aksine fakir fukara, yalnız ve gariban Anadolu Halkına dayanmıştır. Bu sebepten Türkiye’deki sağ, Avrupa’daki sola benzer.
ŞU İKİ DİYALOG HERŞEYİ RESMEDİYOR
Bu cümleler siyaset tarihini ve siyaset sosyolojisini anlatan mücerret konular. Ben bu yazımda bu gerçeği bir misal ile müşahhas (somut) hâle getireceğim. Şimdi size iki diyalogdan satırlar yazacağım. Bu diyalogları okuyunca siz de yazdıklarımın doğruluğunu ayan beyan göreceksiniz. Bu iki diyalogda bir tarafta halkı temsil eden bir dede ile bir nine karşılarında ise Türkiye'de siyasetin birbirine rakip iki ana damarını oluşturan iki siyasî anlayışı temsil eden iki siyasi figür var.
Yaşlı bir Anadolu insanı, bir salonda koltuğa oturmuş, arkasına yaslanmış o dönemde CHP genel sekreteri olan Önder Sav'a saygıyla yaklaşıyor; ona doğru biraz eğiliyor ve :
Yaşlı Vatandaş – Hacıya niyetlendim.Ö. Sav– Hacıya mı?Yaşlı Vatandaş – He.Ö. Sav – Boş ver, Araplara para kaptırma.Yaşlı Vatandaş – Niye? Yaşım 80’e gidiyor, bir ayağım çukurda.Önder Sav – Bakarsın Muhammed bırakmaz seni, buraya göndermez. Onun için sen yine şey yapma…Yaşlı Vatandaş – Ne yapalım, dünya işleri böyle…
( Üzgün bir hâlde oradan uzaklaşıyor.)
(https://www.youtube.com/watch?v=75R62kzHW8Y
Eski Erzurum Valisi, Şimdi İçişleri bakanı olan sayın Mustafa Çiftçi'nin, umreye gidecek Erzurumlu Asiye Teyze ile diyaloğu:
https://www.youtube.com/watch?v=edUk9WPsi-k
Koltuğuna oturmuş yaşlı Erzurumlu Asiye Nine. Karşısında Mustafa Çiftçi Bey. Bakan Asiye Nine’ye doğru eğilerek ona yaklaşarak:
M Ç – Bugün müftü bey umre işlerini halletti, paranı yatırdık…
Asiye Nine bunu duyunca müthiş bir sevince gark olup valinin boynuna sarılıyor ve:
– Ben sana kurban olurum,
Diyerek birkaç anlaşılmaz sevinç kelimesi söylüyor. Boynu bükük, lakin sevinçle valinin yüzüne bakıyor.
Vali M. Ç – İnşallah Allah ömür verirse Eylül ayı içerisinde doğru umreye.A. Nine – Gideceğim he?Vali – Komşuyla beraber.Nine – Şefika’yla beraber mi?Vali – Hı.Nine – Allah senden razı ola ki Şefika’yı bana kattın.
Diyor; sevinç ve hüzün bir arada, elini yüzüne götürüp dua ediyor ve sevinç gözyaşları döküyor.
Bakan M.Ç– Zaten sen kendi başına nasıl gideceksin oraya?Nine – Burada bizim çarşıyı bile bilmirem. Ben oraları ne bilirem.
Vali, espri yaparak nineye takılıyor:
Vali M.Ç – Orada kaybolursun, sonra kalırsın orada.Asiye Nine – Ben bir şey demirem. Allah’ıma diyirem. Allah da seni sevindire.Vali – Amin, amin.A. Nine – Nasipse bu dünyada da ahirette de Peygamberimin yanında oturup sevinesin.M. Ç– Amin, amin. İnşallah nine, inşallah.A.Nine – Sen beni hep sevindirdin… diyor, duruyor, duygulanıyor… Sonra Ben sana nasıl dua edeyim?Vali M.Ç – Demek ki içten dua ettin ki Allah kabul etti duanı.Nine – Essahtan çok içten yalvarıp ağlıyordum.Vali M.Ç– Oraya gittiğin zaman hem Mekke’de hem Medine’de dua etmeyi unutmayacan.Nine – Seni mi?Vali – Evet.A. Nine – Sen beni yolla, ben seni unutayım! Ula esas sen beni unutma, sen beni unutma…
A. Nine biraz bekliyor, duyguları coşuyor; valiyi kendisine doğru çekip boynuna sarılıyor…
A. Nine – (Üçüncü kişiye seslenerek) O benim ciğerim, o benim ciğerim!
Diyerek duygusunu doruklara çıkarıyor…
Videoda daha sonra Asiye Nine’nin umre ve cenaze görüntüleri akıyor. Cenazesinde de yine vali/bakan orada.
Evet, Türkiye’de 200 yıla yakındır süren bu iki siyasî anlayışın mücadelesi var. Ben ve bizler, halkın ve hakkın yanında siyaset güden taraftayız. Tabii şunu da belirtmem lazım: CHP’li vatandaşların hepsi Önder Sav gibi değildir; bizim tarafta da herkes yeni bakanımız Mustafa Çiftçi gibi değildir. ( Mesela CHP li Bolu Belediye başkanı geçen aylarda umrede idi)
Bu yazıyı şu gerçekle bitireyim: CHP düşüncesi Osmanlı’da oluşmuş İttihatçı görüşü; bizim taraf ise daha halka yakın olan halkçı görüşü temsil ediyor.
