Vefa Bir Ahdin Uyanış Selâsı: Harput'tan Nesilden Nesile
Bir Ahdin Uyanış Selâsı: Harput'tan Nesilden Nesile
Günlerden 13 Safer, 27 Ağustos.
Bir sela düşünün. Ama alışılmış, kanıksanmış, kulağın duyar duymaz unuttuğu bir sela değil bu; tıpkı on beş Temmuz gecesi minarelerden yükselen o sela gibi algılanmalı, bir kas hafızasının tekrarı değil, bir uyanışın çağrısı. O gece sela, ölümü değil, diriliği haber vermişti; sokağa çıkan, ayağa kalkan, uykudan uyanan bir millete seslenmişti.
Bu kez okunan sela da, alışılmış olandan başka bir anlam taşır. Harput'ta yükselir, saba makamında, akşamın alacasında; kalenin surlarından medreselerin çökmüş duvarlarına, oradan eğik minarenin tepesine kadar dolaşır, ama sessizliğe karışıp kaybolmaz. Tam tersine, dokunduğu her taşı uyandırır. Kale artık sadece bir yığın taş değildir, o sela sayesinde yeniden konuşur. Minare artık sadece eğik bir siluet değildir, o sela sayesinde yönünü hatırlatır. Medrese artık sadece çökmüş bir duvar değildir, o sela sayesinde içinde yankılanan ilim yeniden kulaklara diner. Sela, Harput'u uyandırır; Harput da bize aynı uyanışı fısıldar.
Biz bu sesi duyduğumuzda anlarız: bir yer seçmek, sadece bir adres seçmek değildir. Seçen, perdenin arkasını görmüştür. Ve gördüğü şey, tek bir kelimeyle özetlenir: ahde vefa.
وَأَوْفُوا بِالْعَهْدِ إِنَّ الْعَهْدَ كَانَ مَسْئُولًا
“Ahde vefa gösterin. Çünkü verilen söz, sorumluluğu gerektirir.”
Harput, bu ayetin taşa, suya, minareye işlendiği bir topraktır. Şimdi bu ilmeği birlikte sökelim.
Birinci İlmek: Süt Kalesi — Yolun Sağlamlığı
Harput'un anlattığı bir menkıbedir bu, tarihî bir kayıt değil: kale kurulurken su bulunmaz, kuraklık her yeri sarmıştır. Hükümdar emreder: harç sütle karılsın. Tonlarca süt havuzlarda toplanır, kerpiçler sütle yoğrulur.
Biz burada bir imge görürüz: süt, sudan değerlidir; hayvanın rızkıdır, ailenin nafakasıdır. En kıymetli olanı feda etmek, kaleyi yıkılmaz kılar. Sadakat de böyledir; ucuz olanla değil, elden çıkarması en zor olanla ölçülür. Sıradan bir malzemeyle örülen yol kolay yıkılır; canından esirgemeden ördüğün yol, yüzyıllar geçse de eğilmez.
İkinci İlmek: Eğik Minare — Yönün Sağlamlığı
Harput'un minaresi eğridir, dimdik değildir. Ama yönünü şaşırmaz; kıbleye hâlâ bakar. Biz bunda başka bir sadakat görürüz: doğru durmak değil, doğru yöne bakmaktır asıl olan. Beden eğilebilir, yıllar geçebilir, dışarıdan kusurlu görünebilir; ama içeride istikamet hiç değişmemişse, o bağlılık hâlâ ayaktadır.
Üçüncü İlmek: Medreseler — İlmin Zorunluluğu
Kırk medrese, sekiz kütüphane, dârü'l-hadis, dârü'l-hattat, dârü'l-kurrâ... Bu topraklara insanları toplayan tek........
