EKSİKLİĞİN MEZUNİYETİ
Savrulan Kepler ve Aktarımın Kırıldığı Yer
Veri aktarımı bozuk değil; düğme daha işin başında yanlış iliklenmiş.
Fotoğraf klasiktir artık. Her Haziran çoğalır, her telefonda dolaşır. Kare aynıdır: cübbe, kep, gülümseyen bir genç kız, yanında iki kişi daha. Baba sağda durur, sakalı ağarmış, gözlerinde bir gurur ışıltısı. Anne solda durur, başörtüsü özenle bağlanmış, elleri kızının omzunda. Ortadaki genç kız ise ikisinden de kopuk bir görüntüdedir; saçı açık, kıyafeti farklı bir dünyanın kıyafeti. Üç kişi, tek kare, iki ayrı iklim.
Biz bu kareyi eleştirmek için açmıyoruz bu yazıyı. O kızı yargılamak, o aileyi hesaba çekmek bizim işimiz değil, haddimiz de değil. Biz bu kareyi bir ayna olarak açıyoruz; çünkü o karede asıl görünen şey bir gencin tercihi değil, bir neslin başarısız ettiği bir aktarımdır. Ve o aktarımın failleri, kareye giren üç kişiden ikisidir.
يَا بُنَيَّ لَا تُشْرِكْ بِاللَّهِ ۖ إِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظِيمٌ
“Yavrucuğum! Allah'a ortak koşma; çünkü ortak koşmak gerçekten büyük bir zulümdür.” Lokman Sûresi, 31:13
Kur'an bize bir babanın oğluna vasiyetini anlatırken, önce bir hitapla başlar: “yâ büneyye”, “yavrucuğum”. Bu hitapta emir değil, şefkat vardır. Lokman (a.s.) oğluna değerleri dayatmaz, onunla konuşur, onu ikna eder, aklına hitap eder. Aktarım burada bir buyruk değil, bir muhabbet sahnesidir. Oysa bizim çoğu evimizde değerler artık bir muhabbet değil, bir talimat listesi halini almıştır: “başını ört”, “namaza dur”, “bunu giyme”. Emrin arkasındaki neden, o “yavrucuğum” şefkati genellikle eksik kalmıştır.
İman ile İslam arasındaki fark, tam olarak burada saklıdır. İman kalpte olandır; görülmez, tartılmaz, sadece yaşanır. İslam ise o imanın bedene giydirdiği gömlektir, imanın hayata tatbik şeklidir. Bir gömlek, altındaki bedenden koparsa sadece bir kumaş parçasına döner; rüzgârda dalgalanır ama kimseyi ısıtmaz, kimseyi örtmez. Bizim çoğu evimizde evlada miras bırakılan, imanın kendisi değil, o gömleğin dış hatlarıdır: sakal, örtü, ezber, ritüel. Gömleğin altında bir nabız atmıyorsa, gömlek yalnızca bir kostüme döner; ve kostüm, sahnesi değişince ilk terk edilen şeydir.
Ve bir talimat, nedeni içselleştirilmeden verildiğinde, sadece gözetim altında yaşar. Gözetim kalktığı an, yani ev değişip yurt hayatı, üniversite kampüsü, arkadaş çevresi devreye girdiği an, talimat da çözülür. Çünkü o talimat hiçbir zaman gencin kendi değeri olmamıştır; sadece ailenin gözünde var olan bir görüntüydü. Görüntü, gözetimsiz kalınca dağılır. Anlam ise dağılmaz, çünkü anlam sahibi tarafından taşınır.
Burada ikinci bir fail devreye girer: müfredat. Genç, on iki yılını bir sistemde geçirir; o sistem ona hiçbir zaman........
