menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

13. Yargı Paketi: Son durum, beklenen düzenlemeler ve hukuki etkileri - Av. Ahmet Karaca

26 0
25.08.2026

25 Ağustos 2026 itibarıyla kamuoyunda “13. Yargı Paketi” olarak anılan düzenleme henüz kanunlaşmış değildir. Hatta Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulmuş ve esas numarası almış resmî bir kanun teklifi de bulunmamaktadır.

Bu ayrım önemli. Çünkü son günlerde özellikle infaz, nafaka ve boşanma davaları hakkında sosyal medyada çok sayıda “13. Yargı Paketi maddeleri” listesi paylaşılmaktadır. Oysa teklif metni TBMM’ye sunulmadan hangi düzenlemenin kesin olarak pakette yer alacağını söylemek mümkün değildir.

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in 8 Ağustos 2026 tarihli açıklamalarına göre hazırlanan paket yaklaşık 24 maddeden oluşacak; çalışmaların yargılama sürelerinin kısaltılması, yargı hizmetlerinin güçlendirilmesi ve infaz sistemine ilişkin yeni düzenlemeler olmak üzere üç ana başlıkta yürütüldüğü anlaşılmaktadır.

Bunun yanında süresiz nafaka konusunda Anayasa Mahkemesinin verdiği iptal kararı sonrasında aile hukukuna ilişkin bazı değişikliklerin de sonbaharda Meclis gündemine gelmesi beklenmektedir.

Burada özellikle altını çizmek gerekir: Beklenen düzenleme ile yürürlükteki hukuk aynı şey değildir. Aşağıdaki değerlendirmelerde de resmî olarak yürürlükte bulunan hükümler ile henüz hazırlık aşamasındaki düzenlemeler ayrı ayrı ele alınmıştır.

13. Yargı Paketi hangi aşamada? Resmî bir metin var mı?

25 Ağustos 2026 itibarıyla 13. Yargı Paketi, Adalet Bakanlığı bünyesinde yürütülen hazırlık çalışması aşamasındadır. TBMM Başkanlığına sunulmuş, esas numarası verilmiş veya Adalet Komisyonuna havale edilmiş bir teklif metni bulunmamaktadır.

Dolayısıyla bugün internette veya sosyal medyada “13. Yargı Paketi maddeleri” başlığıyla dolaşan içeriklerin kanun hükmü bulunmadığı gibi, bunların tamamının nihai teklif metnine gireceğinin de hiçbir garantisi yoktur.

Bir düzenlemenin kanunlaşabilmesi için genel olarak;

kanun teklifinin TBMM Başkanlığına sunulması,

kanun teklifinin TBMM Başkanlığına sunulması,

ilgili komisyonda görüşülmesi,

ilgili komisyonda görüşülmesi,

TBMM Genel Kurulunda kabul edilmesi,

TBMM Genel Kurulunda kabul edilmesi,

Cumhurbaşkanlığı sürecinin ardından Resmî Gazete’de yayımlanması

Cumhurbaşkanlığı sürecinin ardından Resmî Gazete’de yayımlanması

Üstelik teklif metni bu aşamalar sırasında değişebilir. Nitekim önceki yargı paketlerinde kamuoyunda uzun süre tartışılan bazı başlıkların nihai kanun metnine girmediği görüldü.

Bu nedenle 13. Yargı Paketi bakımından da TBMM’ye sunulacak teklif metni görülmeden kesin madde değerlendirmesi yapmak doğru değildir.

13. Yargı Paketi ne zaman Meclis’e gelecek?

TBMM, 10 Ağustos 2026 tarihinden başlamak üzere tatile girmiştir. 12 Ağustos 2026 tarihli ve 33338 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 1512 sayılı TBMM Kararı uyarınca Genel Kurul, 1 Ekim 2026 Perşembe günü saat 14.00’te yeniden toplanacaktır.

Bu nedenle paketin yasama sürecinin esas olarak yeni yasama yılında başlaması beklenmektedir.

Basına yansıyan son bilgiler de nafaka ve aile hukukuna ilişkin düzenlemelerin ekim ayında TBMM’ye sunulacağı yönündedir. Ancak teklifin hangi tarihte sunulacağı ve görüşmelerin ne kadar süreceği şu aşamada kesin değildir.

Teklifin TBMM’ye sunulması da düzenlemenin aynı gün yürürlüğe gireceği anlamına gelmez. Komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinin ardından kabul edilen metnin Resmî Gazete’de yayımlanması gerekir. Ayrıca kanunun bazı maddeleri için farklı yürürlük tarihleri belirlenebilir.

Yakın dönemde kabul edilen bazı kanunlarda kabul ve yayımlanma tarihleri arasındaki süre şöyledir:

Bu nedenle “paket Meclis’e geldi” veya “Genel Kurulda kabul edildi” haberleri tek başına yeterli değildir. Somut dosyalar bakımından esas alınması gereken düzenlemenin Resmî Gazete’de yayımlanan nihai hâli ve ilgili yürürlük maddesidir.

13. Yargı Paketi’nde genel af var mı?

Şu an için genel af yönünde açıklanmış bir düzenleme bulunmamaktadır.

Resmî açıklamalarda da 13. Yargı Paketi kapsamında genel af veya herkesi kapsayan toplu bir tahliye düzenlemesinden söz edilmemektedir.

Genel ve özel af bakımından ayrıca Anayasa’nın 87. maddesi önem taşımaktadır. Buna göre TBMM’nin genel veya özel af ilanına karar verebilmesi için üye tamsayısının beşte üç çoğunluğu, yani mevcut 600 milletvekili üzerinden en az 360 oy gerekir.

Dolayısıyla kamuoyunda “af” olarak nitelendirilen her infaz düzenlemesi hukuken genel af anlamına gelmez. Koşullu salıverme, denetimli serbestlik, infaz oranı veya belirli suçlar yönünden getirilen özel infaz hükümleri ile anayasal anlamdaki genel af birbirinden ayrılmalıdır.

Bu noktada 18 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7595 sayılı Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun da zaman zaman genel afla karıştırılmaktadır. Söz konusu Kanun genel bir af düzenlemesi değil; kanunda belirtilen kapsam ve şartlar altında soruşturma, kovuşturma ve bazı mahkûmiyetlerin infazının ertelenmesine ilişkin özel bir rejim öngörmektedir.

İnfaz oranları değişecek mi?

Yargı Paketi bakımından en fazla merak edilen başlıklardan biri infaz sistemidir.

Yargı Paketi bakımından en fazla merak edilen başlıklardan biri infaz sistemidir.

Şu ana kadar yapılan açıklamalar genel bir infaz indirimi veya herkes için daha erken tahliye modelinden ziyade, özellikle ağır suçlar bakımından cezaevinde fiilen geçirilen sürenin artırılması yönünde bir çalışma bulunduğuna işaret etmektedir. Ancak bunun hangi suçları kapsayacağı ve oranların nasıl değişeceği teklif metni açıklanmadan kesin olarak söylenemez.

Burada mevcut dosyalar bakımından suç tarihi özellikle önemlidir.

Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca;

“Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler derhal uygulanır.”

“Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler derhal uygulanır.”

Koşullu salıverme hükümlerinin bu kuralın dışında tutulması nedeniyle, infaz oranını hükümlü aleyhine ağırlaştıran bir düzenlemenin geçmişte işlenen suçlara uygulanması kural olarak mümkün değildir. Buna karşılık........

© Haberler