En büyük çaresizlik: Şiddetin sistematik üretimi ve toplumsal sorumluluk
Kendinizi en son ne zaman çaresiz hissettiniz?
Bu soru, bireysel bir duygulanımı değil; giderek derinleşen bir toplumsal krizin semptomunu işaret eder.
Çünkü bugün Türkiye’de çaresizlik, münferit bir duygu olmaktan çıkmış, yapısal bir gerçekliğe dönüşmüştür.
Bir hastane koridorunda evladının yaşamı için bekleyen anneyle, okulda çocuğunu güvende tutamayan ebeveynin duygusu aynı yerden beslenmektedir:
Devletin ve toplumun koruma kapasitesinden
Çaresizlik, psikolojide “öğrenilmiş çaresizlik” kavramıyla açıklanır; bireyin tekrar eden olumsuz deneyimler karşısında kontrol algısını yitirmesi durumudur.
Ancak bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, bireysel değil; kurumsal öğrenilmiş çaresizliktir.
Öğretmen müdahale edemez, çünkü yetkisi sınırlıdır.
Rehberlik sistemi işlemiyor, çünkü nicelik olarak yetersizdir.
Okul yönetimleri risk almıyor, çünkü idari baskı altındadır.
Her an görevden alınabilir.
Sonuç olarak herkes görür, kimse harekete geçmez.
Bu, bir zafiyet değil; sistemin ürettiği bir işleyiş biçimidir.
Okul: Güvenli Alan mı, Denetimsiz Risk Sahası mı?
Okul, modern toplumda çocuğun kamusal alana ilk adım attığı yerdir.
Bu nedenle yalnızca eğitim değil, aynı zamanda koruma ve sosyalizasyon,her türlü değerin öğretildiği kutsal bir kurumdur.
Psikososyal destekten........
