Sessizlikten kulaklarımız patladı(!)
Sessizlik; tercih mi, öğretilmiş bir refleks mi?
Sessizlik her zaman bilinçli bir tercih değildir. Çoğu zaman öğretilir. Yavaş yavaş, fark ettirmeden, hatta iyi niyetli gerekçelerle… İnsan susmayı seçtiğini zanneder; oysa suskunluk, ona güvenli bir davranış biçimi olarak ezberletilmiştir.
Bu öğretim ne bir yasayla başlar ne de açık bir talimatla. Daha çok küçük hatırlatmalarla ilerler: “Zamanı değil”, “Şimdi sırası mı?”, “Daha büyük meseleler var”, “Devletin bildiği vardır.” Böylece adalet talebi ertelenir, itiraz ötelenir, vicdan ise beklemeye alınır.
Hilmi Ziya Ülken’in ahlâk anlayışı, tam da bu noktada uyarıcıdır. Ülken’e göre ahlâk, insanın kendi iç düzeniyle kurduğu bir ilişkidir. Dış baskı azaldıkça değil, arttıkça kendini gösterir. Sessizliğin normalleştiği yerde ahlâk yok olmaz belki; ama ertelenir. Ve ertelenen ahlâk, zamanla unutulur.
Sessizlik, bir refleks hâline geldiğinde........
