Düşünme(me)k Konuşma(ma)k Yazma(ma)k
Bu ülkede en zor şey, düşünmek… Ondan daha zor olanı düşündüğünü söylemek… En zoru ise bütün bunları yazmak. Çünkü artık düşünce açıklamak bir hak olmaktan çıktı; bir risk yönetimi meselesine dönüştü.
Ülkeyi yönetenler eleştiriyi şeytanlaştırdıkça bize tanınan özgürlük alanı daraldı; beğendiğimizi söyleme hakkımız var!
Beğenmediğimizi yutkunarak geçme yahut ıslık çala çala uzaklaşma hakkımız var.
Bir başka deyişle; gerçeklerin yanından ses çıkararak geçiyoruz ki korkumuz duyulmasın.
Tıpkı mezarlıktan geçerken ıslık çalan çocuklar gibi…
85 milyonluk bir ülke düşünün…
Sorunları olsun veya olmasın, milyonların aynı fikirde olması mümkün değildir.
Mümkün olursa da buna “sağlıklı toplum” denmez.
Orwell, “Düşünceyi kontrol eden, gerçeği kontrol eder.” demişti.
Bugün ülkemizde yaratılmak istenen tam da budur:
Gerçeğin tek sahibi olduğu iddia edilen bir siyasi akıl ve onun çevresinde oluşturulmuş bir kutsallık alanı.
Eleştirinin yokluğu, sadece iktidarı sorgulanamaz kılmakla kalmaz; toplumu da aptallaştırır.
Hata yapma ihtimaliyle yüzleşmeyen iktidarlar bir süre sonra gerçeği değil, kendi hayalini yönetmeye başlar.
Ve o hayalin dışında kalan herkes “şüpheli” ilan edilir.
Romanya’nın eski devlet başkanı Nikolay Çavuşesku, bir konuşmasında “Beni alkışlamayanları tutuklayın” demişti (!)
Bundan yalnızca birkaç yıl sonra yüzbinlerce kişilik........
