Özgürlük
İnsanlık tarihi boyunca en çok konuşulan, en çok uğruna mücadele edilen ve belki de en çok yanlış anlaşılan kavramlardan biri özgürlüktür. Krallar devrilmiş, imparatorluklar yıkılmış, savaşlar yapılmış, devrimler gerçekleştirilmiş; bütün bunların merkezinde çoğu zaman özgürlük arayışı yer almıştır. Ancak özgürlük nedir sorusuna verilecek cevap, sanıldığı kadar basit değildir.
Bir kuşun kafesten çıkarak uçması mıdır özgürlük? Ya da bir insanın istediği her şeyi söyleyebilmesi midir? Yoksa bir insanın kendi iradesine sahip olması, kendi kararlarını kendisi vermesi midir? Kendi seçimlerini kendisi yapabilmesi midir? Ve kararlarının ve seçimlerinin sonuçlarını üstlenebilmesi midir özgürlük? Belki de hepsi. Hepsi birer özgürlük alanı olarak değerlendirilebilir. Ancak modern dünya özgürlüğü, çoğunlukla “istediğini yapabilmek” şeklinde tanımlanmaktadır. Oysa bu tanım özgürlüğü ifade etmek için yeterli değildir. Zira insanın her istediğini yapabilmesi özgürlük değildir. Bu durum bazen tutkularının ve dürtülerinin kölesi olması anlamına da gelebilir. Öfkesine gem vuramayan biri veya kararlarını kendisi veremeyen bir insan, gerçekten özgür müdür? Kumar bağımlısı, alkol bağımlısı veya sosyal medya bağımlısı olan biri, kendi tercihleriyle hareket ettiğini düşünse bile davranışlarını şekillendiren kendi iradesi midir? Buna olumlu yanıt vermek pek olası görünmüyor.
Bu nedenle asıl özgürlük kişiyi sınırlayan engellerin yokluğu değildir; aynı zamanda insanın kendi nefsine, korkularına, tutkularına ve zaaflarına hükmedebilmesidir. Antik Yunan filozoflarından günümüze kadar birçok düşünürün üzerinde uzlaştığı nokta budur: Kendini yönetemeyen insan, başkasının yönetiminden kurtulsa bile, bütün sınırlardan arınsa bile tam anlamıyla özgür değildir.
Öte yandan bireysel özgürlük kadar toplumsal özgürlük de önemlidir. Bir insan düşüncelerini açıklayamıyorsa, inançlarını yaşayamıyorsa, adil yargılanamıyorsa veya korku içinde yaşamaya zorlanıyorsa özgürlüğünden söz edilemez. Yani insan yalnızca bedeniyle değil, düşünceleriyle de özgür olmalıdır. Demokratik toplumların temel amacı da insanı bedeniyle de ruhuyla da özgür kılmaktır. Demokratik toplum özgürlükler toplumudur. Özgürlük yoksa demokratik toplum da yoktur. Demokratik toplumlarda devletin görevi vatandaşlarını........
