menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

19 Mayıs’ı Yeniden Düşünmek

277 0
19.05.2026

19 Mayıs 1919, salt Karadeniz’in hırçın dalgaları ile boğuşarak Samsun’a ulaşan Bandırma Vapurunun yurtsever yolcularının hikayesi değildir. Bunun çok daha ötesinde, Anadolu coğrafyasından sürülmek hatta tarih sahnesinden silinmek istenen bir milletin yeniden ayağa kalktığı ve direnişinin başladığı gündür. 19 Mayıs, tarihin gördüğü en büyük stratejik dehalardan biri olan Mustafa Kemal’in açtığı yolda, onurunu, namusunu, ülkesini kurtarmak isteyenlerin kavgasının ilk yumruğudur.

Tarihin şahit olduğu topyekun bir mücadele sonunda düşmanlar denize dökülmüş, vatan kurtarılmış,  yeni devlet kurulmuştur. Kurucu lider ve kadro, bir daha aynı sıkıntılarla karşılaşmamak için, milli mücadele, tam bağımsızlık, antiemperyalist ruh, milli egemenlik, demokratik, laik, sosyal hukuk devleti niteliklerini taşıyan cumhuriyetimizi ebediyen koruma görevini gençlere,  “genç beyinlere” emanet etmiştir.

Bugün, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutlarken, kendimize sormamız gereken en hayati soru şudur: Atatürk’ün tasvir ettiği, Cumhuriyeti gözü kapalı emanet ettiği o gençlik, tam olarak nasıl bir profildir ve biz bugün bu profili ne kadar yansıtabiliyoruz?

Atatürk’ün zihnindeki gençlik kavramı biyolojik bir yaş aralığından ibaret değildir; o, fikirde ve idealde yeniliği simgeler. Onun hayal ettiği ve Nutuk’ta, Gençliğe Hitabelerinde kodlarını bıraktığı Türk Gençliği; akıl ve bilimi rehber alan, okuyan, yazan, sorgulayan, düşünen ve üreten bir dinamizmi ifade eder. Dolayısıyla Türk Gençliği dediğimizde, dünyadaki akranlarıyla bilimde, sanatta ve teknolojide rekabet edebilecek donanıma sahip, entelektüel ve çağdaş bir gençlik anlıyoruz. Bu gençliğin köklerine bağlı, geleceğe açık, Batı’nın........

© Habererk