menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir Panel, Bir Haham ve Bir Uyanış

12 0
07.05.2026

Bu konuyla ilk temasım, 1999 yılında Köln Yabancılar Meclisi’ne seçildiğim yıllara dayanır.

Gül Listesi adı altında birçok arkadaşımla birlikte seçimlere katılmış, içimizden iki kişi seçilmeyi başarmıştık. Bu süreçte, makine mühendisi olan ve aynı zamanda iş arkadaşım olan dostumla birlikte; göçmenlerin sorunlarına yönelik yerel yönetimlerde, siyasi partilerde, eğitim, sanat, kültür, spor ve şehir planlama alanlarında uzun yıllar çalışma yürüttük.

Görev yaptığım bu dönemde, dünya tarihini sarsan bir olay yaşandı:

11 Eylül Saldırıları.

Almanya’da yaşayan gurbetçiler olarak bu olaydan derinden etkilendik. O güne kadar Türk toplumu kendi içinde farklı siyasi ve ideolojik görüşlere ayrılıyordu: liberal, muhafazakâr, sosyalist, milliyetçi… Hatta kim hangi cemaate mensup, kim hangi yapıya yakın — Alman kamuoyu bunları oldukça iyi biliyordu.

Zaten Almanya’da Anayasa Koruma Teşkilatı her yıl raporlar yayınlar; hangi dernek, hangi yapı, hangi oluşum devlete veya anayasal düzene tehdit oluşturuyor, bunları açıkça ortaya koyar.

Ancak 11 Eylül’den sonra her şey değişti.

Artık detaylar silinmişti. Farklılıklar yok sayılmıştı. Ve burada yaşayan Türklerin tamamı, adeta tek bir kalıba sokulmuştu.

Bir anlamda hepimiz aynı “potaya” atılmıştık.

Almanya’nın köylerinde, kasabalarında, marketlerinde alış veriş zencirlerinde sakallı bir Anadolu insanı gören bazı Almanlar için artık tek bir imge vardı:

Yozgatlı,........

© Habererk