menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Unutmak Diye Bir Şey Var mı?

20 0
05.10.2026

(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Bazen düşünüyorum: Unutmak kavramını hangi kelimeyle mukayese etmek gerekir?

Yoksa insan bazı şeyleri gerçekten hiç unutmaz da yalnızca onlarla yaşamayı mı öğrenir?

Ben galiba sonuncusuna inanıyorum.

Çünkü insanın hayatında öyle insanlar, öyle günler, öyle görüntüler vardır ki üzerinden kırk değil, yüz yıl geçse hafızanın bir köşesinden çıkıp gelir, yanı başınıza oturur.

Bizim gençlik yıllarımız böyle yıllardı.

Memleketin gidişatına kayıtsız kalmayan, emperyalizme karşı duran, Türkiye için kaygılanan gençlerdik. Farklı fikir akımlarının, farklı kamplaşmaların içerisinde yer aldık.

Bugünden geriye baktığımda şunu rahatlıkla söyleyebilirim:

Memleketi kurtarabileceğimize inanıyorduk.

Fakat genç insanların o saf duyguları, zaman içerisinde provokasyonların da etkisiyle bir kardeş kavgasına dönüştü.

Sağdan öldü, soldan öldü.

Babalar evlatlarını toprağa verdi.

Ve geride bizim gibi yaşayan hafızalar kaldı.

Bugün Habererk’te o yıllarda hayatını kaybeden ülkücülerin isimlerini ve tarihlerini yayımlıyoruz.

Çünkü unutulmasınlar istiyorum.

Fakat içlerinden biri var ki benim için yalnızca geçmişte kaybettiğimiz bir arkadaş değildir.

Adını özellikle yazıyorum:

İstanbul Kadıköy Acıbadem’de, evinin giriş katında ders çalışırken başına sıkılan kurşunlarla öldürüldü.

Bir insanın 17 yaşında ne kadar günahı olabilir?

Bütün samimiyetimle söylüyorum: Gökhan, benim hafızamda masumiyetin simgesidir.

İnanılmaz ahlaki değerlere sahipti. Sevecendi. Büyüğüne saygılı, küçüğüne şefkatliydi. En ufak bir suça ya da kavgaya karışmışlığı yoktu.

Bir ailenin tek çocuğuydu.

Gökhan öldürüldüğünde yalnızca bir genç ölmedi.

Bir ailenin geleceği de onunla birlikte son buldu.

İşte bunu nasıl unutacaksınız?

Bugün çocuklarıma baktığımda bazen Gökhan gelir aklıma.

Nasıl bir hayatı olurdu?

Çocukları olur muydu?

Torunlarını sever miydi?

Nasıl bir baba olurdu?

Nasıl bir Türkiye hayal ederdi?

İnanır mısınız, aklıma gelmediği bir gün yoktur.

Gökhan’ın hikâyesini her yazmaya kalktığımda elim ayağım birbirine dolaşır. Eksik bir şey yazarım, ona haksızlık ederim diye korkarım.

Çünkü bazı insanlar hakkında yazmak, yalnızca bir hatırayı anlatmak değildir.

Gökhan yalnız değildi.

Ve isimlerini buraya sığdıramayacağım nice yağız........

© Habererk