Türkiye’nin Dış Politikası ve Kaçırılan Jeopolitik Fırsatlar
Dış politikada yıllardır söylenen çok sert ama gerçek bir söz vardır: Devletlerin dostu değil, menfaatleri olur. Uluslararası ilişkiler romantizm kaldırmaz. Dün düşman olan ülkeler bugün aynı masaya oturabilir, dün müttefik olanlar ise yarın birbirlerine ambargo uygulayabilir. Çünkü dünya siyasetinde esas belirleyici olan duygular değil çıkar hesaplarıdır.
Peki bu anlayış Türkiye’de gerçekten böyle mi işliyor?
Son yıllarda Türkiye’nin izlediği dış politika sadece sloganlarla savunulacak ya da muhalefet refleksiyle eleştirilecek bir mesele değildir. Çok ciddi analiz edilmesi gereken bir süreçten geçiyoruz. Çünkü Türkiye’nin bulunduğu coğrafya artık dünyanın en kritik enerji, güvenlik ve ticaret merkezlerinden biri haline gelmiştir.
Rusya-Ukrayna savaşı başladığında herkes Türkiye’nin büyük sıkıntılar yaşayacağını düşünüyordu. Avrupa enerji krizine sürüklendi, doğalgaz fiyatları fırladı, sanayi üretimleri sarsıldı. Ancak Türkiye izlediği denge politikası sayesinde ağır bir ambargoya maruz kalmadı. Enerji tedarikini tamamen kaybetmedi. Rusya ile bağlarını koparmadan NATO üyesi olarak Batı ile ilişkilerini de yürütmeye çalıştı. Bunun ekonomik maliyetleri oldu ama Türkiye tamamen oyun dışına itilmedi.
Şimdi ise İran’a yönelik Amerikan-İsrail saldırılarıyla başlayan yeni gerilim, Rusya-Ukrayna savaşından bile daha büyük küresel sonuçlar doğurabilecek bir noktaya doğru ilerliyor. Çünkü mesele artık sadece........
