menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tohumu Kaybeden, Yarını Kaybeder

15 0
21.07.2026

İnsanlık tarihi boyunca devletler sadece ordularıyla değil, ekonomileriyle, enerjileriyle ve gıda üretimleriyle ayakta kaldılar. Bugün savaşların şekli değişti. Artık bir ülkeyi zayıflatmak için her zaman tank göndermeniz gerekmiyor. Bazen onun toprağını işlemez hâle getirmek, çiftçisini üretimden koparmak ve gıda konusunda dışa bağımlı bırakmak çok daha etkili sonuçlar doğurabiliyor.

Dünyanın en büyük küresel tarım şirketlerinin yıllardır izlediği politikalar da bu açıdan dikkatle incelenmelidir. Son yüz yılda binlerce yıllık tarımsal mirasın önemli bir bölümü kayboldu. Bir zamanlar Anadolu’da, Mezopotamya’da, Balkanlar’da, Afrika’da ve Latin Amerika’da her bölgenin kendine özgü yüzlerce buğdayı, mısırı, fasulyesi, üzümü ve sebzesi vardı. Çiftçi hasattan sonra en kaliteli ürününü ayırır, gelecek yılın tohumunu kendisi hazırlardı. Tohum ne borsada işlem görürdü ne de birkaç şirketin kasasında saklanırdı. O, milletlerin ortak mirasıydı.

Bugün ise dünya tarımı giderek daha sınırlı sayıdaki ticari çeşit üzerine kuruluyor. Modern ıslah çalışmaları ve yüksek verimli tohumlar birçok bölgede üretimi artırmış, açlıkla mücadeleye katkı sağlamıştır. Bu gerçeği inkâr etmek doğru olmaz. Ancak aynı süreçte yerel tohumların önemli bir kısmı üretimden çekilmiş, tarımsal çeşitlilik ciddi biçimde azalmıştır. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü de uzun yıllardır bu biyolojik çeşitlilik kaybına dikkat çekmektedir.

Asıl üzerinde durulması gereken mesele ise ekonomik gücün giderek birkaç küresel şirketin elinde yoğunlaşmasıdır. Bayer’in Monsanto’yu satın alması, ChemChina’nın Syngenta’yı........

© Habererk