Müzakere değil, tasfiye planı: Bu tuzağa düşen vatana ihanet eder
Bugün, 30 Mart 2026.
Bundan sadece birkaç ay önce, 16 Aralık 2025’te TBMM’ye sunulan o 99 sayfalık zillet raporunu hatırlıyor musunuz? Hani "barış" diye pazarlanan, "yeni bir süreç" diyerek ambalajlanan o ihanet belgesini... Stratejist Abdullah Ağar o günlerde "Bu bir kurucu devlet tasfiye senaryosudur" diyerek feryat etmişti. Bugün geldiğimiz noktada görüyoruz ki; o rapor bir öneri değil, devletin kalbine saplanmak istenen bir infaz fermanıymış!
Uyarıldınız ama Dinlemediniz!
O gün "Demokrasi, hak, özgürlük" diyenler, bugün Anayasa’nın ilk dört maddesine göz dikmiş durumdalar. Türklüğü vatandaşlık tanımından çıkarıp, devleti "kurucu halkı olmayan bir anonim şirkete" dönüştürmek isteyenlerin cüreti, sessiz kalanların acziyetinden besleniyor.
Anadilde eğitim talebinin "insan hakkı" değil, 15 yıl sonra Türkçeyi yabancı dil olarak görecek ayrılıkçı nesiller yetiştirme makinesi olduğunu söyledik. Bugün belediyelerin, kamu binalarının "çok dillilik" adı altında birer garnizon siyasi merkezine dönüştürülme........
