menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Teröristleri Affedenler Yargılanmaktan Asla Kaçamayacak

273 0
07.08.2026

"Devletin temel amaç ve görevi; milletin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak; kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamaktır."

Ancak bugün, Ankara'nın karanlık kulislerinde hazırlanan ve gazi meclisin kapısına dayandırılan 12 maddelik "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi", tam anlamıyla bu temel anayasal görevin yüzüstü bırakılmasının, hatta doğrudan ayaklar altına alınmasının belgesidir.

Adına ne "çözüm süreci" denirse densin, ne "Terörsüz Türkiye" maskesi takılırsa takılsın; bu metin, kırk yıldır bu vatanın evlatlarını katleden, bayrağımıza kurşun sıkan, bu ülkeyi parçalamak isteyen bölücü terör örgütü pkk/kckya çekilmiş en büyük kıyak, en örtülü ve en tehlikeli genel af yasasidir.

Bugün bu ihanet sürecini yönetenler, millete sormadan, halktan gizli saklı kapalı kapılar ardında bu yasayı meclisten geçirebilirler. "Biz emir aldık, devlet politikasıdır" diyerek sıyrılacağını zanneden her memur ve bürokrat bilsin ki, bu süreç bittikten ve bu iktidar gittikten sonra, hem o parti yöneticileri hem de bu emirleri uygulayanlar bunun hesabını analarından emdikleri süt burunlarından gelircesine vereceklerdir!

Bu memleketin sokaklarında dürüstçe yaşayan, alnının teriyle ekmek kazanan, vergisini ödeyen sıradan bir vatandaşın gözünden bakıldığında; ortada ne bir barış ne de bir kardeşlik vardır. Ortada, devleti ve milleti acze düşüren, terörist başlarının önünde diz çökerten, şehitlerimizin kemiklerini sızlatan skandal bir teslimiyet belgesi durmaktadır.

Bu ucube teklifin en başından bu yana nasıl örüldüğünü, Anayasa'nın temel maddelerini nasıl paramparça ettiğini, tek bayrak, tek devlet, tek millet, tek vatan ilkelerimizi nasıl hedef aldığını, siyasi omurgasızlıkları, sokakta yaşanacak büyük infialleri ve şehit ailelerinin çekeceği acıları herkesin bilmeye hakki var.

Türkiye Cumhuriyeti'nin varlık felsefesi, Edirne'den Kars'a kadar bu topraklarda yaşayan her ferdin birinci sınıf vatandaş olduğu, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ve bu ülkenin sınırlarının kanla, canla çizildiği gerçeği üzerine kurulmuştur. Bu ilkeler üzerinde pazarlık yapılamaz, bu ilkeler bükülemez, bu ilkeler terör örgütlerinin siyasi uzantılarının masasında meze yapılamaz.

Ancak teklifin genel gerekçesine baktığımızda, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılı adı altında, üniter ulus devlet yapısının nasıl törpülenmek istendiğini açıkça görüyoruz. DEM Parti ve benzeri odakların "Yüz yıllık zincirlerin çözülmesi" olarak nitelediği şey, aslında bu devletin kurucu iradesine, Atatürk Cumhuriyetine ve Türk milletinin milli kimliğine karşı açılmış örtülü bir savaştır. pkk terör örgütünün silah bırakmadığı, sadece taktik değiştirerek "Silahlı mücadeleyi bıraktık, siyasi ve ideolojik mücadeleye devam ediyoruz" dediği bir ortamda, bu örgütün fiili varlığına son verdiğini iddia ederek devleti teröristlerin insafına terk etmek, tek devlet ilkesine ihanettir.

Bu vatan, dağda askerimize pusu kuran, okulları yakan, bebekleri katleden katillerin harita üzerinde pay edeceği bir çiftlik değildir.

Bu millet, bin yıllık kardeşlik hukuku içinde Türk'üyle, Kürt'üyle bir ve beraberdir; bu beraberliği bozmak için dış güçlerin maşalığını yapan teröristleri "muhatap" almak, tek millet iradesini hiçe saymaktır. 

O şanlı al bayrak, şehitlerimizin kanıyla bu göklerde dalgalanırken, o bayrağa düşman olanların siyasi yasaklarının kaldırılması, kamu görevlerine getirilmesi ve devletin en hassas damarlarına sızmasının önünün açılması, tek bayrak onuruna sürülebilecek en büyük lekedir.

12 Maddelik Gizli Ambalaj

Kanun teklifinin genel gerekçesi okunduğunda, hukuki bir kılıf uydurma çabasının aciliyeti hemen göze çarpar. Metinde, bu düzenlemenin bir "genel af" niteliği taşımadığı, yalnızca "koşullu ve sınırlı bir ceza ve infaz hukuku düzenlemesi" olduğu iddia edilmektedir.

 Ne kadar kurnazca yazılmış bir cümle değil mi? 

Suçun vasfını değiştirmiyoruz diyorlar, mahkûmiyet kararlarını hukuken ortadan kaldırmıyoruz diyorlar, ancak işin gerçeğine baktığınızda sonuç tam bir af faciasıdır.

Teklifin 1. maddesi, pkk/kck terör örgütünü kurma, yönetme, üye olma, yardım etme, propaganda yapma ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamındaki suçları doğrudan bu çerçerenin içine almaktadır. Yani teröre finans sağlayanlar, dağa adam devşirenler, örgütün ideolojik çarkını döndürenler bu yasayla koruma altına alınmaktadır.

Güvenlik kurumlarının "örgüt fiili........

© Habererk