Kabine değişikliği erken seçime hazırlık mı?
Her gelişmeyi erken seçime yoran, her fırsatta erken seçim olacağını iddia eden muhalif medyamız ve yorumcularımız var. Yanılmaya doymuyorlar. Kendi yalanına inanan Nasrettin Hoca gibiler. Tezlerinin doğru olduğunu ispatlamak için birbirlerinden alıntılama yapıyor kıymetleri kendilerinden menkul yorumcularımız, gazetecilerimiz ve akademisyenlerimiz.
Yeni iddia şu: Kabine değişikliği erken seçime gidileceği için yapılmış. Seçime gidecek bir cumhurbaşkanı neden bakanlarını değiştirsin? Yeni bakanlar koltuklarına ısınana kadar seçim olur. Seçime gidecek bir lider, istisnai bir durum ve kanuni zorunluluk olmadan, tecrübeli bakanlarını görevden alarak, yerlerine bu görevleri ilk kez yapacak bürokratları getirir mi?
Kaldı ki Akın Bey İstanbul başsavcısıydı. Çok önemli bir görevdeydi. Onun görevinin değiştirilmesinin yegane nedeni, daha kritik, daha mühim hamleler yapacağı bir göreve getirilmesi olabilir. Böyle hamlelerin yapılması ve sonuçlarının alınması zaman ister. Yani kabine değişikliği erken seçim olacağı için değil, olmayacağından dolayı yapıldı.
Benzer durum içişleri bakanı içinde geçerli. MHP, Ali Bey’in üstünü çizmişti. Ak Partili vekiller ve teşkilatlarda kendisinden rahatsızdı. Bu nedenle değiştirildi. Eğer erken seçim olacak olsaydı, seçim beklenir, seçim kazanılırsa göreve bir başkası atanırdı. Buna MHP’de itiraz etmezdi. Ama değiştirildi. Çünkü erken seçim yok. Şimdi emniyet müdürleri ve valiler değiştirilecek. Herhalde bütün bunlar üç, beş aylık görev süreleri için yapılmıyor. En az iki yıllık bir süreyi, daha verimli değerlendirmek hedefleniyor.
Siyasilerimiz, gazetecilerimiz, akademisyenlerimiz ve yorumcular hala parlamenter sistemin parametreleriyle düşünüyorlar. Oysa parlamenter sistem tarih oldu. Başkanlık sisteminde erken seçim olmaz. ABD 250 yıldır başkanlık sistemiyle idare ediliyor. Dört başkan eceliyle, dört başkan suikast sonucu öldü. Görevdeyken felç olanlar, yatalak kalanlar ve konuşma yetisini yitirenler oldu. Ama bir kere bile erken seçim olmadı. Başkanlık sistemiyle yönetilen diğer ülkelerde de tablo aynıdır. Bunun tek istisnası yetmiş yıldır YARI BAŞKANLIK sistemiyle idare edilen Fransa’dır. Bu süre zarfında iki kez erken seçime gidildi çünkü Anayasa’ya göre başkan öldüğünde ve istifa ettiğinde erken seçime gitmek zorunlu.
Uyguladığımız sistemin diğer başkanlık sistemlerinden bir farkı var. Oda seçim kararını meclis aldığında, cumhurbaşkanı-eğer-seçilebilirse üç dönem görev yapabiliyor. Bu yasal zorunluluk nedenle ülkemizde erken seçim olacaktır. Ama yasal olarak zaman kısıtı olmadığından, seçimler, normal tarihinden birkaç hafta veya birkaç ay önce olacaktır. İddia ediyorum, seçim 2028 yılının Martından önce olmayacak.
Erken seçime gitmenin iki yolu var. Ya cumhurbaşkanı ülkeyi seçime götürecek ki bu, aday olamayacağından makul değil. Ya da meclis seçim kararı alacak ki bu karar diğer partiler birlikte hareket etseler bile Ak Parti istemediği sürece alınamıyor. Diğer partilerin toplam milletvekili sayısı, erken seçim kararı almaya yetmiyor. Kısaca seçimin ne zaman olacağına Ak Parti daha doğrusu Tayyip Bey karar verecek.
Peki, Tayyip Bey açısından en doğru seçim tarihi ne zaman? Ak Parti iki buçuk yıldır krizi bitirmek için ekonomik istikrar programı uyguluyor. Kriz bitmiş değil ama ekonomi, düzelme eğiliminde. Seçim ne kadar geç yapılırsa enflasyon o kadar fazla düşecek. Bütçedeki faiz yükü azalacak.
Çarşamba günü Miçotakis ile yapılan görüşme ile başlayan süreç, Türkiye için çok önemli. Gümrük birliğinin güncellenmesi, Doğu Akdeniz’deki doğalgaz ile ilgili olarak anlaşılması ve AB’nin savunmayla ilgili yüksek tutarlı fonlarından istifade edebilmemiz ve bunlar gibi birbirlerinden önemli konular, bu sürece bağlı. Zira AB’de Türkiye lehine olan her teklifi Yunanistan ve/veya GKRK veto ediyor. Türkiye önümüzdeki dönemde bu problemlerden an azından bir kısmını çözmeye çalışacaktır. Sadece gümrük birliğinin güncellenmesinin ekonomimize katkısı 50 milyar dolar civarında olacak, on binlerce gencimiz iş bulacak.
Türkiye Karadeniz, Somali, Libya, Pakistan, Şırnak, Karadeniz ve Diyarbakır’da petrol ve gaz arıyor. Somali’de çok büyük petrol rezervi bulunduğundan sondaja başlandı. Seçim ne kadar geç olursa o kadar fazla kaynak ekonomiye enjekte edilir. İlaveten enerjiyle ilgili yapılan anlaşmalardan Türkiye’ye yüklü para girişi olacak.
Terörsüz Türkiye süreci başarıyla sonuçlanmadan seçime gitmek Ak Parti ve MHP’nin oy kaybıyla sonuçlanır. Ama süreç başarıyla sonuçlanır, PKK silah bırakır, Irak’taki terör yuvaları dağıtılır ve PKK’ya iddia edilen tavizlerin verilmediği görülürse, cumhur ittifakı oylarını arttırır.
Örneğin kasım ayında seçim yapılsaydı cumhur ittifakı oy kaybederdi. Zira vatandaşların önemli bir kısmı Suriye’de özerk bir PKK devletinin kurulacağına inanıyor, cumhur ittifakını verilen bu taviz nedeniyle eleştiriyordu. Oysa aralık ayındaki gelişmeler böyle bir tavizin verilmediğini netleştirdi. PYD’nin tasfiye süreci başlatıldı. Artık iktidar Suriye nedeniyle oy kaybetmez, kazanır.
Seçimlerin olabildiğince geç yapılacak olmasının bir diğer nedeni, savunma sanayinde takip edilen iddialı projelerin bitirilebilmesi. Mesela yerli motorla çalışan Kaan’ın göklerde yerini alması cumhur ittifakına oy getirir. Kaan en iddialısı olmakla birlikte, birkaç yıl içinde teslim aşamasına gelinecek onlarca etkileyici savunma sanayi projesi var. Savunma sanayi ürünleri ihracatının hızlı artması da bütçeye kaynak sağlayacak.
İktidar yolsuzluk, uyuşturucu, kumar, bahis, fuhuş ve kara para davalarının olabildiğince ilerlemesini istiyor. Yolsuzluk davalarıyla CHP zayıflatılırken diğer operasyonlarla hem yurtdışına giden para tutarı azaltılacak hem suçlular cezalandırılacak hem de Ak Partinin oyları artacak.
Seçimlerin mümkün olan en geç tarihte yapılmasını zorunlu kılan daha bir sürü neden sayabilirim. Ama iktidar açısından seçimlerin erkene alınmasını gerektirecek bir neden bile göremiyorum.
