menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Altıgen İttifakı Türkiye’yi mi hedef alıyor?

7 0
02.03.2026

Netanyahu yeni Ortadoğu planını açıkladı. Bu plana göre İran rejimi devrilecek, bu başarılamazsa zayıflatılacak. Ortadoğu’daki radikal Şii ve radikal Sünni unsurlar etkisizleştirilecek. ‘’Radikal Şii’’ ifadesiyle İran ve uyduları kastediliyor. Netanyahu açıkça söylemese de tarifinden ‘’Radikal Sünni’’ unsurların Türkiye ve müttefikleri olduğu anlaşılıyor.

Radikal devletlere karşı aynı yaklaşımı benimseyen Asya, Afrika, Arap, Akdeniz devletleriyle (Yunanistan ve Güney Kıbrıs) Hindistan ve İsrail ‘’Altıgen İttifakı’’ kuracaklar. Bu devletler aşırılıkla birlikte mücadele edecekler. Başta ticaret olmak üzere her alanda ilişkilerini geliştirecekler. Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (İMEC), planın merkezine oturtulmuş. Altıgen İttifak’a mensup ülkeler arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi karayolu, demiryolu ve enerji nakil hattı içeren bu yol sayesinde mümkün olacak.

Netanyahu eski dünyanın bütün kıtalarını sayıyor ama sadece dört devletin ismini zikrediyor. Demek ki bahse konu ittifaka katılmayı üç devlet kabul etmiş. Nitekim Netanyahu’nun açıklamasından sonra sadece Hindistan Başbakanı Modi planı desteklediklerini ve ittifaka katılacaklarını açıkladı. Yunanlardan böyle bir açıklama gelmedi ama Yunan medyası ‘’İttifakın çok güçlenen Türkiye’yi dengelemek için kurulacağını’’ yazdı.

Aç tavuk kendini darı ambarında sanarmış. Gazze katliamından beri İsrail’e yabancı lider gitmiyor. Belki sayılan üç ülkenin liderleri gidebilir. Netanyahu Amerika dışında bir ülkeye gidemiyor. Amerika’ya giderken diğer ülkelerin hava sahalarına girmemek için yolu, iki kat uzatıyor. Örneğin Fransız veya İspanyol jetlerinin uçağını inmeye zorlayacağından ve kendisinin tutuklanacağından korkuyor. İsrail bu kadar ağır bir izolasyon altındayken, itibarını kaybetmişken ve imajı yerle bir olmuşken Netanyahu bir sürü devletin katılacağı, üç kıtaya yayılmış güçlü bir ittifak kuracak. Bu olacak iş mi?

İMEC projesi 7 Ekim saldırılarından hemen önce, İbrahim anlaşmalarının imzalandığı iklimde ilan edildi. Aslında proje en başta Basra körfezini Akdeniz’e bağlamayı hedefliyordu ve bu makuldü. Dubai’den çıkacak tır, tren ve enerji hatları İsrail’in Yafa limanına ulaşacaktı. Böylece İsrail ile Arap ülkeleri bütünleşecekler ve Avrupa ile Arap ülkelerinin ticareti artacaktı.

Araplar enerji ihracatlarının tamamına yakınını gemilerle yapıyorlar. Herhangi bir nedenle Hürmüz Boğazının veya Süveyş Kanalının kapatılması, bu ülkeleri darboğaza sokar. Araplar bu güzergahı kendilerini garantiye alacak zorunlu bir yatırım olarak görüyorlardı. (Türkiye’nin liderliğini yaptığı kalkınma yolunun enerji hatları kısmının da mantığı aynıdır) Projeye Amerika’nın yönlendirmesiyle Hindistan eklendi. Bu ekleme Körfez ülkeleri açısından mantıklı. Zira Hindistan’da üretim yapmak, Körfez’de yapmaktan çok daha ucuz. İlaveten Katar ve BAE’de mukim yabancıların sayısı, vatandaşların sayısını geçtiğinden, bu devletler yabancı sayısının daha da artmasını istemiyorlar.

Ama Hindistan’da üretilen malların bu güzergahtan Avrupa’ya sevk edilmesi, olacak şey değil. Hindistan’ın başta Bombay ve Kalküta olmak üzere yüzden fazla limanı var. Bombay’dan yola çıkan gemi yükünü Marsilya ve Napoli limanına boşaltabiliyor. Bu ucuz ve hızlı yolu neden bıraksınlar? İMEC’e göre Bombay’dan hareket eden gemi yükünü Dubai’de boşaltacak. Bu yük tırlarla veya vagonlarla Yafa’ya sevk edilecek. Yafa’dan yüklenen gemiler yüklerini Marsilya veya Napoli’ye boşaltacaklar. Malına göre değişir ama nakliye maliyeti 5-6 kat artar.

Çin Bir Kuşak Bir Yolu yaptı çünkü limanları Güney Çin Denizindeydi. Bu denizi okyanusa bağlayan Malakka boğazı herhangi bir nedenle kapatıldığında ticaret yapamazdı. Limanları okyanus kenarında olan Hindistan’ın böyle bir riski de yok. Yani kısa ve orta vadede uygulanması mümkün olmayan bu proje, uygulansa dahi umulan sonuçları doğurmaz.

Gelelim İMEC’in neden hayata geçirilemeyeceğine. Bu proje ilan edildiğinde Körfezdeki Arap devletleriyle İsrail’in ilişkileri iyiydi. Akabinde İsrail Gazze’de yetmiş binden fazla Arap’ı katletti. ‘’Ateşkes sağlandı. Katliam zamanla unutulur’’ denebilir. Tel Aviv daha geçen hafta Lübnan’a hava saldırısı düzenleyerek yüzden fazla sivili öldürdü. Batı Şeria’yı ilhak ettiğini ilan etti ki bu İbrahim anlaşmalarının temel mantığına ters. Arap liderleri isteseler bile, kamuoyu baskısı nedeniyle, İsrail’le ortak proje yapamazlar. Şu anda Körfez devletlerindeki üslere İran saldırıyor ama iderler bu saldırıların İsrail yüzünden yapıldığının farkındalar.

İMEC ilan edildiğinde BAE-Suudi Arabistan müttefikti. Şimdi ilişkileri çok kötü. Yemen’de savaştılar. Sudan’da savaşıyorlar. Katar projeyi destekliyordu. İsrail’in, Doha’ya, ateşkes görüşmeleri için gelen HAMAS mensuplarını öldürmek için hava saldırısı düzenlemesinden sonra desteğini çekti.

Hepsini geçtim İran’la savaş çıkması için elinden geleni yapan, görüşmeleri baltalayan Tel Aviv. İMEC’in can damarı Hürmüz Boğazı. İran ile ABD ve İsrail savaşırken kim İMEC’e yatırım yapar? Kim İMEC’e güvenerek ticaretini yapılandırır? Rejim devrilirse ve İran bölünürse Körfez istikrarsızlaşır. Rejim devrilmezse gerilim sürer. Her an yeni bir savaş çıkabilir.

Ayrıca hiçbir devlet savaştan ve kandan beslenen ne zaman ne yapacağı ve nereye saldıracağı belli olmayan İsrail’e güvenerek Altıgen İttifakına katılmaz. İMEC’te yer almaz. Peki Netanyahu’nun gayesi ne? İki gayesi var: İddialı bir proje sayesinde haziranda yapılacak seçimleri kazanmak ve bu projeyi ileriye sürerek Türkiye’yi güçlendirecek olan Kalkınma Yolunun gerçekleşmesini engellemek.

Türkiye, Kuzey Irak’ı istikrarsızlaştırdığı için Kalkınma Yolunun önündeki en büyük engel olan PKK’yı bir an önce bitirerek, projeyi hızlandırmalı. Kalkınma Yolu hayata geçerse İMEC tozlu raflarda yerini alır.


© Habererk