Seri Katil Miyiz?
Bazı cinayetler gürültü çıkarmaz. Silah sesi duyulmaz, kan görünmez. Ama etkisi, en ağır suçlardan bile derindir. Bugünün en tehlikeli seri katili belki de gözümüzün önünde dolaşıyor: Vakit-i, nakit-i ve akit-i öldüren bir çağın içinde yaşıyoruz. Ve insan, bazen fark etmeden suç mahallinde yaşamaya alışıyor. Zamanın kutsallığını kaybettik. Artık kimsenin vakti kimseye yetmiyor. Sanki bana verilen yirmi dört saat, bir başkasına on iki saat gibi. Herkes bir yerlere yetişiyor ama garip bir şekilde kimse hiçbir yere varmıyor. Çünkü vakit, yaşanacak bir emanet olmaktan çıktı; nakit uğruna harcanan bir meta hâline geldi. Al işte seri katil olduk: vakit-i öldürerek. Nakit ise artık insanın ölçüsüne dönüştü. Eskiden insanın ağırlığını vicdanı belirlerdi, şimdi cüzdanı. Bir insanın değeri artık karakteriyle değil, etiketleriyle ölçülüyor. Konuşan hakikat değil, fiyat. Al işte seri katil olduk: nakit-i öldürerek. Ama belki de en sessiz cinayet akit üzerinde işleniyor. Yani söz… Eskiden söz, insanın imzasıydı. Bir insanın sözü varsa senede gerek yoktu. Şimdi ise sözler havada kalıyor. Sadakat masallarda anlatılan bir erdem gibi. Verilen sözler tutulmuyor. Güven, sözlük sayfalarında yaşayan bir kavrama dönüştü. Bir mesaj yazılıyor ama cevap günler sonra geliyor. Bir söz veriliyor ama hatırlayan olmuyor. Bir buluşma kararlaştırılıyor ama unutuluyor. İnsanlar bunun sadece başkalarına yapılan bir ihmal olduğunu sanıyor. Oysa fark edilmeyen daha derin bir şey var: Sözüne sadık olmayan insan, aslında en çok kendi benliğine ihanet eder. Çünkü insanın karakteri büyük sözlerle değil, küçük sadakatlerle kurulur. Al işte seri katil olduk: akit-i öldürerek. Vaktine sahip çıkmayan, sözüne sadık kalmayan, ilişkilerde özeni kaybeden bir toplumda kimse gerçekten mağdur değildir. Hepimiz biraz failiz. Belki de dönüp baktığımızda şu gerçekle yüzleşiyoruz: Biz zamanı öldürdük. Emeği değersizleştirdik. Sözün ağırlığını kaybettik. Sonra da kendi sessizliğimizin içinde soruyoruz: “Mağdur muyuz, mahkûm muyuz?” Oysa cevabı biliyoruz: Susarak, ihmal ederek, erteleyerek ve unutuyormuş gibi yaparak bu suçun ortağı olduk. Vakit daralıyor. Ve artık şunu anlamamız gerekiyor: Bir insanın vakti, bir insanın emeği, bir insanın sözü… Bunlar öldürülecek şeyler değildir. Ama biz, fark etmeden öldürüyoruz. Sessizce, ihmalle, erteleyerek… Ve her öldürdüğümüzde biraz daha kayboluyoruz. Bugün umursamazsan öldürdüklerini , geç kaldığında kendine bile itiraf etmekte zorlanacaksın. Geçmiş olsun. Saygıyla selamlıyorum.
