O Yapmaz mı? Gerçekten Yapmaz mı?
Bu cümle artık bir temenniden ibaret.
Bir gerçeklik hiç değil.
Bugünün gündemine bakın.
Dün “asla olmaz” denilen ne varsa, bugün tartışmanın merkezinde.
“O yapmaz” dediğimiz…
Kamu malı tartışmalarının içine düşer.
“O yapmaz” dediğimiz…
Haksızlık tartışmalarının parçası olur.
“O yapmaz” dediğimiz…
En olmayacak yerde karşımıza çıkar.
“O yapmaz” dediğimiz…
En hassas değerleri bile tartışma konusu hâline getirir.
Ve biz hâlâ şaşırırız.
Dün kırmızı çizgi denenler, bugün esnetilmiş birer hatıra.
Dün eleştirilen ne varsa, bugün savunuluyor.
Ve biz hâlâ aynı refleksle konuşuyoruz:
Mesele onların ne yaptığı değil artık.
Mesele, bizim neye rağmen inanmaya devam ettiğimiz.
Çünkü her dönemin bir “yapmaz”ı vardı.
Ve her dönemde o “yapmaz”lar, bir gün mutlaka yaptı.
Hatta bazen savunduk.
İşte en tehlikelisi buydu.
Yanlışı görmek değil,
yanlışı kendine yakıştırmamak için eğip bükmek…
Bugün ekonomi konuşuluyor,
öbür gün özgürlükler…
“Şartlar bunu gerektirdi.”
Oysa gerçek çok daha sade:
Güç, denetlenmediğinde yön değiştirir.
İnsan, sorgulanmadığında sınırlarını genişletir.
Toplum ise sustuğunda, olanı kabullenir.
Sonra bir sabah uyanırız…
“Bu kadar da olmaz” dediğimiz ne varsa olmuş.
Ama en acısı şu olur:
Olanlara değil, kendimize şaşırırız.
Çünkü biz bunu daha önce de gördük.
Daha önce de yaşadık.
Daha önce de “yapmaz” dedik.
Artık mesele taraf olmak değil.
Mesele, aklı tarafsız tutabilmek.
Çünkü kör inanç, en çok inananı yaralar.
En ağır hayal kırıklığı,
en çok güvenilen yerden gelir.
Şimdi dürüstçe soralım:
O gerçekten yapmaz mıydı?
yapacağını bile bile inanmayı mı seçtik?
Çünkü bazı cümleler vardır…
Söylendiği anda değil,
sonuçları yaşandığında utandırır.
Şartlar uygun hâle geldiğinde üzgünüm herkes herşeyi yaptı , yapıyor, yapacak.
Ve o uygunluk biz müsade ettikçe aynı eksen de dönmeye devam etti ,ediyor,edecek...
Saygıyla selamlıyorum
