Sıra Irak’ta mı?
Suriye’deki Suriyeli olmayan PKK’lılar Irak’a transfer edildi. Daha önce Türkiye’dekilerde Irak’a gittiğinden ve sınırımızdaki Haftanin ve Metina kampları boşaltıldığından, PKK’lılar dört noktada toplanmış oldular: Kandil, Gara, Harkuk’taki kamplar ve Sincar. Kandilde komuta kademesi, Harkuk’ta sivil unsurlar, Gara dağı ve Sincar’da teröristler barınıyor.
Artık örgüte Kürtlerin yaşadığı ülkelerden katılım olmadığından, on binlerce insanın yaşadığı Harkuk’taki kamplar, PKK’nın terörist kaynağı. Bu kamplarda kaybedecek bir şeyi olmayan insanlar yaşıyor. PKK, insanların beyinlerini çocukluklarından başlayarak yıkadığından ve Türkiye düşmanlığı aşıladığından, teröristler bu kamplardan devşiriliyor.
Halkı Yezidi olan Sincar, PKK açısından kurtarılmış bölge. Teröristlerin terminolojisiyle aynı Aynül Arap ve Kamışlı gibi kanton. Sincar eskiden Barzanilerin kontrolündeydi. Peşmergeler, DEAŞ saldırınca, aynı Musul ve Kerkük’te yaptıkları gibi, kurşun atmadan çekildiler. Sincar halkını DEAŞ’ın insafına terk ettiler. DEAŞ köle pazarları kurdu. Genç kızları, kadınları hatta çocukları köleleştirip sattı.
PKK, Amerika ve Irak’ın DEAŞ’a karşı yürüttüğü operasyon sırasında Sincar’ı ele geçirdi. Sincar, Suriye sınırında olduğundan, Irak’taki PKK ile Suriye’deki PYD arasındaki tek bağlantı noktası. Bu nedenle stratejik öneme sahip. PKK, burada terör örgütüne borçlu olduklarını düşünen Yezidilerinde katıldığı YBŞ isimli örgütü kurdu.
PKK ‘’Sincar’ı kurtardık, yerel halka teslim edip, çekildik’’ dese de YBŞ aynı PYD gibi PKK’ya bağlı. YBŞ varlık sebebini, yani ordudan ve peşmergeden ayrı silahlı güç oluşturmasını ‘’DEAŞ saldırdığında Bağdat ve Erbil, Sincar’ı kurşun atmadan kaderine terk etti. Kendi savunma gücümüzü kurmak hakkımız’’ tezine dayandırıyor.
On yıl öncesine kadar PKK’nın kurduğu siyasi parti, Kuzey Irak’ın KDP ve KYB’den sonra üçüncü büyük hareketiydi. Bağdat ve Erbil’deki parlamentolara kayda değer sayılarda temsilci sokabiliyordu. Zamanla güç kaybetti, adeta buharlaştı. Irak mahkemeleri, 2024 senesinde, PKK’nin güdümündeki partileri kapattı. An itibariyle PKK’nın halk desteğine sahip olduğu tek ilçe Sincar. Buradan hem meclise hem de il genel meclisine birer temsilci gönderebiliyorlar.
Suriye operasyonu sürerken Irak’ta birbirinden ilginç gelişmeler oldu. YBŞ, İran’ı destekleyen Şii milislerden oluşan ve Irak ordusundan daha güçlü olan Haşdi Şabi’ye katıldığını açıkladı. Bu hamleyle Türkiye’ye ‘’Sincar’a operasyon yaparsanız karşınıza sadece PKK’yı değil, Haşdi Şabi’yi de alırsınız’’ mesajı verdiler kendilerince. Haşdi Şabi komutanları katılım merasiminde Şam’ı eleştirdiler. PYD’yi savundular. ‘’Gerekirse savaşa katılırız’’ dediler. Bu ifadelerin parçalı bir yapı olan Haşdi Şabi’yi bağladığını düşünmeyin. Örgüt Irak’ı yönetmek için hayati önemde olan seçimlere bile tek parti olarak giremedi. Dörde bölündü.
Bir diğer gelişme Şii Bloğunun, başbakanlığa, seçimlerden birinci çıkan Başbakan Sudani’yi değil de üçüncü çıkan eski Başbakan Maliki’yi önermesi oldu. Bu gelişme Irak’taki ve dolayısıyla bölgedeki dengeleri değiştirebilir. Sudani mezhepçilik yapmıyordu. Hizmet siyaseti takip ediyordu. Arap devletleri, Türkiye, ABD ve Avrupa’yla ilişkileri iyileştirmişti. Kaynakları siyaset ve din adamları yerine halka aktardığından tasfiye edilmek isteniyor. Tahran, Sudani’den Haşdi Şabi’nin orduya entegrasyon sürecini başlattığı için rahatsız.
Maliki muhtemelen Barzani’nin desteğini elde etmek için PYD’yi destekleyen, PYD ile Kürtleri özdeşleştiren ve Şam’dan HTŞ çeteleri olarak bahseden beyanatlar verdi. Irak’ta kimin başbakan olacağı çok önemli. Zira birlikte takip ettiğimiz, iki devleti de zenginleştirecek, başta kalkınma yolu ve K. Irak-Ceyhan petrol nakil hattının kapasitesinin yükseltilmesi projeleri olmak üzere ondan fazla proje var.
Daha da önemlisi, Ankara, eğer PKK tasfiyeye direnirse Irak’ta da operasyon düzenlemekte kararlı. Önce Sincar kurtarılacak ardından Kandil ve Gara’daki teröristler temizlenecek. Bu operasyonları Irak ordusunun ve Türk hava kuvvetlerinin düzenlemesi planlanıyor. Irak ordusu yetersiz kalırsa, devreye kara kuvvetlerimiz girecek. Tabii PKK İmralı’nın talimatını dinler, PYD’nin düştüğü hatayı tekrar etmez ve silah bırakırsa, operasyona gerek kalmayacak. Öncelikle hedef sorunu, kan akıtmadan çözmek.
‘’Irak’ta PKK’ya operasyon olursa Terörsüz Türkiye süreci biter’’ diye düşünmeyin. Suriye’de operasyon oldu, süreç bitti mi? Bitmedi. Bitmez. Bitmeyecek. Tayyip Bey ve Devlet Bey ‘’Kaldığımız yerden devam ediyoruz’’ dediler. Dem Partide aynı çizgide olduğundan sıkıntı olmadı. Irak’ta da aynısı olacak. Kandil, İmralı’nın talimatını dinlemediğinden tasfiye edilmiş olacak. Devlet kesin kararlı. Süreç tamamlanacak. Zira Devletin amacı PKK’lıları kazanmak değil. Gaye Dem Partiye oy veren PKK sempatizanlarını devlet ve milletle bütünleştirmek. Halk üzerindeki PKK tahakkümünü bitirmek.
Irak’taki terör odakları tasfiye edildikten sonra sıra bugün bahsi bile geçmeyen PJAK’a gelecek. ‘’PJAK’ın hedefi İran’’ diye düşünmek yanlış olur. Evet hedef bugün İran’dır ama yarın Türkiye olur. İsrail PJAK’ı bugün İran’a, yarın Türkiye’ye karşı kullanır. Neticede PJAK, PKK’nın yan kuruluşu.
Her ne kadar meclisin ekseriyetinin desteğini sağlamış olsa da Maliki’nin başbakan olamayacağını düşünüyorum. Zira ABD, Maliki’ye karşı. Trump bütün destekleri keseceklerini ilan etti. İleri de yaptırım da söz konusu olabilir. Her ne kadar Şii Bloğu, Trump’ın açıklamalarından sonra, Maliki’ye olan desteklerinin sürdüğünü açıklasa da ABD ile karşı karşıya gelmeyi göze alamayacakları kanaatindeyim. Zira Irak’ın petrol gelirleri önce Amerikan bankalarına gidiyor. Sunulan harcama ve yatırım belgelerine göre Irak’a aktarılıyor. ‘’Bu sömürge düzeni’’ diyeceksiniz. Haklısınız. Ama bu sistem kurulmadan önce paralar buharlaşıyordu.
Kimin başbakan olduğu, terör baronları ne yapacaklarını belirlerken de önem arz edecek. Eğer operasyon yapmaya hazır olan Sudani başbakan olursa PKK daha kolay silah bırakır. PYD’ye destek veren Maliki başbakan olursa, PKK silah bırakmamakta direnir. Aynı Suriye de olduğu gibi ipe sapa gelmez isteklerde bulunur.
Ankara hem bu nedenle hem ortak projelerin sürmesi için hem Irak’ın kalkınması ve zenginleşmesini istediğinden hem de İran’ın ağırlığının azalmasına önem verdiğinden, Irak’ın içişlerine karışmamak prensibinin gereği olarak açıkça ifade etmese de Sudani’yi destekliyor. Sudani başbakan olamazsa, Maliki’ye kesinlikle karşı. Bu durumda Sudani profilinde üçüncü bir ismin göreve gelmesi söz konusu olur.
Kim başbakan olursa olsun ama kendi inisiyatifiyle ama silah zoruyla PKK bitirilecek. Türkiye’nin dibinde her an ülkenin her yerini füzelerle vurabilecek bir terör yapılanmasına hayat hakkı tanınmayacak. Dem tabanı PKK’nin tasallutundan kurtarılacak. Herkes hesabını buna göre yapsın ki yanlış hesap Mehmetçik tarafından düzeltilmesin.
