Fatih’in büyük yanlışları
Fatih Osmanlının en büyük padişahıdır. Türk milletinin yetiştirdiği en başarılı devlet adamlarındandır. Osmanlı devletini genişletmiş, kurumsallaştırmış ve imparatorluğa dönüştürmüştür. Bununla birlikte her fani gibi bir sürü hata yapmıştır. Bu hataların maliyeti ağır oldu.
Fatih’e kadar veziriazamlar Türk olurdu. ‘’Padişahlar Osmanlı, veziriazamlar Çandarlı ailesinden olurdu’’ denir ama bu bilgi kısmen doğrudur. Halil Paşa 14. Sadrazamadır. 14 sadrazamın sadece beşi Çandarlı’dır. Devlet göçebe, yarı göçebe ve yerleşik Türkmenleri onların içinden çıkmış, aynı kültüre sahip veziriazamlar vasıtasıyla kontrol ederdi. Türkmen reisleri rahatlıkla veziriazamın huzuruna çıkarlar, sorunlarını perdesiz aktarırlardı. Bu nedenle devleti kendilerinin görür, hissederlerdi.
Türkmenlerin veziriazama rahatlıkla ulaşabildiğini bilen beylerbeyleri, sancakbeyleri, kadılar ve komutanlar onlara hürmet eder, sorunlarını ve sıkıntılarını çözerlerdi. Halil Paşa infaz edildiğinde yerine bu bağı sürdürecek biri getirilseydi veya en azından vezirlerden Türk olan birine Türkmenlerle ilişkileri sürdürme vazifesi verilseydi, Türkmenler kendilerini dışlanmış hissetmezlerdi.
Fatih en çok sefere çıkan padişahtır. Bazı seneler bir sefer olurken iki, üç sefer olan seneler olurdu. Fatih fetihlerde mümkün mertebe yağmaya izin vermezdi. Seferleri alınacak ganimete göre değil jeopolitiğe göre yapardı. Mesela çok zengin olmayan ama İstanbul’un ve Balkanlardaki Türk topraklarının güvenliği için elzem olan Arnavutluk’un fethi onlarca yıl sürdü.
Bu siyasete Venedik’le on altı yıl süren ve her iki devleti de fakirleştiren savaş ve İstanbul’un imarı ve donanma teşkili için harcanan inanılmaz tutarlar eklenince, devletin kasası mütemadiyen boşalırdı. Fatih fetih siyasetini sürdürmek için vakıf, tekke ve dergahların mallarına el koyar, en çok sahipsiz kalmış göçebe ve yarı göçebe Türkmenleri vuran vergiler salardı. Bu siyasette Türkmenleri devletten uzaklaştırdı.
Bu uygulamalarla Şah İsmail’in dedesi Şeyh Cüneyt’in ve ondan sonra babası Şeyh Haydar’ın Anadolu seferleri aynı döneme denk düşer. Cüneyt Anadolu’ya ilk kez 1448 senesinde gelir. Bu tarihten........
