menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bu devlet aklı değil, emperyal devletlerin karanlık dehlizlerinde hazırlanmış bir milli ihanettir

6 0
25.02.2026

Terör örgütü lideri, 50 bin kişinin katili Abdullah Öcalan'a statü aramaya gerek var mı?

Türk hukuku ve Türk devleti bu katile 55 bin kişinin katili statüsünü vermiş, ömür boyu hapse mahkûm edilmiştir. Hukuki statüyü atlayıp yeniden bu katile siyasi statü verme hakkını Türk devletine, Türk hukukuna, Türk milletine rağmen siyasetçiler nereden alıyor?

Bu katili siyasi statü adı altında özgürlüğe kavuşturmak, yasal koruma altına almak, dokunulmazlık hakkı vermek, ileri safhada siyasete katılma, meclise girme hakkı verilmesini bu millete sordunuz mu?

Siyasi partiler seçimlere giderken bu siyasi statü verme yetkisini milletten aldılar mı?

Seçimlerde halktan böyle bir yetki talebinde bulundular mı?

Seçim beyannamelerine yazdılar mı?

Halktan izin almadan siyasilerin bu yetkiyi kullanma hakkı hiçbir zaman meşru sayılamaz. Bu meşruiyet tartışması da kolay kolay bitmeyecektir. Süreç komisyonuna alınan kararlar tam bir ihanet içermektedir. Komisyona katılanlar bunun milli bir ihanet olduğunu bildikleri için, "İleride Türk milleti bu ihanetin bedelini bizden sorar." endişesi taşımaktadırlar. Onun için de kendilerine yasal güvence istemektedirler.

Böyle bir ihaneti bu milletin sindirmesi mümkün değildir. Bu yetki siyasilere verilmemiştir. Hukuki statüsü Türk devleti ve Türk hukuku tarafından "katil statüsü" olarak verilmiş; siyasi statü verme yetkisi Türk milletine aittir.

Onun için bu yetkinin nasıl kullanılacağını millete sormanız gerekmektedir. O da referandumla olur. Böyle bir statü verilecekse bunu referandumla millete sormak demokratik terbiye ve demokrasinin gereği; şehitlerimizin, gazilerimizin aziz hatıralarına saygının bir gereğidir.

Bu süreç komisyonu ile katil Öcalan'a Türkiye'yi demokratikleştiren demokratik milli kahraman, Kürtlerin tabii lideri statüsü verilmek istenmektedir. Bu sürecin bununla da kalmayacağı, komisyon raporlarında açıkça belirtilmektedir. Çok dilli, çok uluslu, üniter modelden vazgeçip bir federe devlet yapısı planlanmaktadır.

AKP Genel Başkanı'nın Türkler, Araplar, Kürtler diye sıkça vurguladığı etnisiteye dayalı bir devletin hazırlığı olduğu aşikârdır. Bu sürecin bu haliyle bir devlet aklı olması mümkün değildir; emperyal devletlerin karanlık dehlizlerinde hazırlanmış, pişirilmiş, Türk siyasetçilerinin önüne konmuş, kulağa hoş gelen "terörsüz Türkiye" bir emperyal akıldır.

Türkiye'nin görüp göreceği bir milli ihanettir. Atatürk'ün Gençliğe Hitabe'sinde anlatılmak istenen tam da budur.


© Habererk