Galatasaray 5.viteste
Galatasaray, ligin 22. haftasında zor günler geçiren Eyüpspor’u 5-1 mağlup etti. Ancak bu maçın hikâyesi sadece skor değildi; sarı-kırmızılılar oyun olarak da seviye yükselttiğini gösterdi. Icardi’nin hat-trick yaptığı gecede Yunus Akgün’ün erken golü ve Onguené’nin (k.k.) katkısıyla fark geldi. Eyüpspor’un tek golü Metehan Altunbaş’tan geldi.
Maçın ilk dakikasında Osimhen’in ortasına Yunus Akgün’ün yaptığı kafa vuruşu aslında planın özetiydi: önde baskı, hızlı kenar kullanımı ve ceza sahasına agresif koşu. Galatasaray artık oyunu bekleyen değil, rakibi hataya zorlayan bir takım görüntüsünde. Üçüncü bölge presi bilinçli, tetikleyici koşular organize ve ikinci toplara reaksiyon süresi oldukça kısa.
İkinci gol gelene kadar topa sahip olan taraf Galatasaray’dı ancak Umut Bozok’un yakaladığı pozisyon savunma arkasına atılan toplarda hâlâ risk bulunduğunu gösterdi. Buna rağmen bloklar arası mesafe bozulmadı. Orta saha hattı savunmadan kopmadı ve geçiş savunmasında kompakt yapı korundu. Bu detay, skoru büyüten asıl faktördü.
Lang’ın kaleciden dönen topu tamamlayan Icardi, ceza sahası içi sezgisiyle yine fark yarattı. Arjantinli golcü, Galatasaray formasıyla ikinci hat-trick’ini yaparken sadece bitiricilik değil, doğru konumlanma dersi de verdi. Osimhen gol atamadı ancak iki asistle hücumun bağlantı noktası oldu. Sırtı dönük oyunu ve savunmayı sürükleyişi, kanatların alan bulmasını sağladı.
Lang ise kısa sürede ezber bozdu. Topu ayağına aldığında dikine oynadı, risk aldı ve adam eksiltti. Çizgide kalmadı; iç koridora girerek oyunu genişletmek yerine derinleştirdi. Bu performans devam ederse Barış Alper Yılmaz için forma rekabeti ciddi anlamda artacaktır. Ancak bu bir problem değil; aksine şampiyonluk yarışında kaliteyi yukarı çeken bir unsur.
Yunus Akgün’ün sol kanatta oynadığında ne kadar üretken olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Yüzü kaleye dönük, çizgiye basan ve içeri kat eden rolünde çok daha verimli. Onu 10 numara gibi merkezde boğmak yerine geniş alanda özgür bırakmak Galatasaray’ın hücum ritmini hızlandırıyor.
İkinci yarı ise adeta Juventus provasıydı. Okan Buruk rotasyonu devreye sokarken savunma yerleşiminde farklı varyasyonlar denedi. Boey’in dinamizmi, Singo’nun stoperde kullanımı ve yeni transferlere verilen süre, Avrupa planının bir parçasıydı. İkinci yarıda savunma oyuncularının da zaman zaman üçüncü bölgede konumlanması, Galatasaray’ın oyunu ne kadar önde kabul ettiğinin somut göstergesiydi. Bu durum, oyun hakimiyetinin en önemli kanıtlarından biriydi. Bu, “maçı kazandık” rahatlığı değil; “daha büyüğüne hazırlanıyoruz” mesajıydı.
Galatasaray bu karşılaşmada sadece rakibini yenmedi. Oyunun temposunu belirledi, pres şiddetini ayarladı ve geçişleri kontrol etti. En önemlisi, skor avantajına rağmen oyundan kopmadı.
Şimdi sırada Juventus var. Eğer Galatasaray bu kompakt yapıyı, üçüncü bölge baskısını ve hücum çeşitliliğini Avrupa sahnesine taşıyabilirse, mesele sadece iyi mücadele etmek olmaz. Mesele turu geçmek olur.
Yazımı burada noktalarken bu söylediklerimin ışığında Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi play-off turunda Juventus'u eleyebileceğine dair inancımın olduğunu belirtmek isterim.
YENİ TRANSFERLERİN PERFORMANSI
Maçın yıldızlarından Lang'ı bir kenara koyarsak
Boey: çok iyi değildi
Asprilla: Akıcı oyunda hareketliydi çabaladı; gole yakındı gelecek maçlarda daha da iyi olacaktır.
Nhaga:İlk kez forma giydi mücadele gücü yüksek, ayak bilekleri iyi, kıvrak 18 yaşında da olduğunu düşünürsek gelişimini keyifle izleyeceğimiz bir oyuncu izlenimi verdi…
